Güney Kıyıları Seyahati 1964

 



Güney Kıyıları Seyahati 1964

17 temmuz 6 Ağustos

 

         Ben, Cemil Yüceman, Varol Ergun, Yavuz Akan, amcaoğlu Sait Samir ve Zekai ile Zekai’nin Volkswagen minibüsü ile 17 Temmuz günü sabah saat altıda Küçükyalı’dan yola çıktık. Bu geziye çıkabilmek için harcayacağımız parayı Varol ile birlikte Kapalıçarşı'nın bit pazarı  olan tarafında eski ceketlerimizi satarak aldığımız paralarla yaptık. ben ayrıca evde bulduğun eski kırık dökük gümüş parçalarını da Kapalıçarşı'da sattım. benim bütçem herhalde 100 lira kadardı. Benzin parası ortak karşılanıyordu bir de arabanın bir kere bakımını yaptırmış yağ ve filtreler değiştirilmişti.

            İlk gün yolumuz: İstanbul, İzmit, Bilecik, Eskişehir, Çifteler, Emirdağ, Bolvadin, Çay, ve akşam Akşehir idi. Yolda bir dere kenarında mola verdik ayaklarımızı derenin çok soğuk suyuna soktuk serinledik. Ama akşam ayaktan üşütmüşük  Akşehir'de bağırsaklarımız bozuldu ishal olduk. Zekai’nin amcasının evinde düğün vardı güzel yemekleri yiyemedik. Bize evin bir odasını verdiler yemeğimizi yer sofrasında yedik misafirleri ve evin diğer sahiplerini görmedik. Düğünde içki yoktu. Ertesi gün ise Zekai’nin dayısı hepimizi dağ yamacında bir kır  lokantasına götürdü yemekle birlikte bira da ısmarladı.

           Akşehir'de 17 ve 18 Temmuz gecesi yurtta kaldık 19 Temmuz sabahı yola çıktık. Konya'ya geldik Pazar günü idi. O gün Meram Bağlarını gezdik. 20 Temmuz Pazartesi sabah yola çıktık kahvaltımızı Karapınar’da yaptık. Ereğli ve Ulukışla'yı geçtik hava çok sıcaktı Soğukpınar denen yerde bir mağara ağzında dinlenme tesislerine geldik. Mağara içi oldukça soğuktu etleri asıp kolayca saklıyorlardı, öğle yemeğimizi burada yedikten sonra saat üçe kadar dinlendik. Sonra Gülek Boğazından geçerek Torosları aştık. Akşam Adana’ya vardık Otele gittik. Otelimiz çarşı içindeydi ben Varol ve Yavuz ayni odada kaldık. Odanın penceresinin karşısında bir cami vardı. Sabah ezanında hoparlörden odanın içine ezan sesi dolunca üçümüz de yataklarımızdan fırladık. Hava çok sıcak olduğu için damda karyolada yatan adamları gördük.

            21 Temmuz günü Seyhan Barajı’na gittik dolaştık. Akşam beşte Mersinde, Mersinli Ahmet'in Kahvesinde İstanbul’dan gelen Zeki Coşkun ile buluşmak için Mersin’e geldik. Zeki’yi bulduk. Hep beraber Mersine 10 km mesafede Viranşehir'de deniz kenarında kamp kurduk. Yanımızda mahruti bir çadır vardı hepimiz içine sığışıyorduk.

            22 Temmuz sabah yola koyulduk Kanlı Divane,  Narlı Kuyu, Cennet Cehennem'i gezdik ve Kız Kalesini gördük Silifke’ye vardık. Geceyi merkezdeki bir ilk mektebin müdüründen izin alarak dersliğinin birinde sıraların üzerinde geçirdik.

                                  Silifke'de

            23 Temmuz kötü yollar başladı bir çok yerde yol yapım çalışması olduğundan yolun açılmasını bekleyerek ham toprak yollardan giderek akşama doğru Anamur’a ulaştık. Tarihi Anamurium kalıntılarını gezdik. Geceyi kasabanın güneyinde deniz kenarında briket imal edilen sadece üstü kapalı bir çardak altında yatarak geçirdik.

            24  Temmuz günü Gazipaşa’dan geçtik. Akşam Alanya’da Motel İnternational’ın bahçesinde cüzi bir para vererek Kamp kurduk. Motelin banyo ve tuvaletlerinden faydalandık. 25 ve 26 Temmuz geceleri de kaldık. Alanya kalesini hem karadan hem denizden kayık kiralayarak dolaştık.

            27 Temmuz yola koyulduk Manavgat, Side ve Belkıs harabelerini dolaşarak Antalya’ya geldik. Konyaaltı plajında kamp kurduk bir gece kaldık.

            28 Temmuz Korkuteli, Elmalı ve Sinekçi Beli üzerinden Kaş’a vardık. Sinekçi Belinde doğru dürüst bir yol yoktu. Yolun üstünde ki toprak yağmur ile gitmiş kayalık zemin yana eğimi fazla bir hale gelmiş olduğu için bir çok yerde arabadan inip devrilmesin diye yanından destek vererek geçtik. Kaş şimdiye kadar gördüğümüz en şahane yer. Meis Adasını gördük. Akşam yemeğimizi deniz kenarında yüksekçe bir kır lokantasında yedik. Elmalı’nın mutaassıp havasından sonra hizmet eden garsonun kadın olması bizi çok şaşırttı. Geceyi ben Cemil ve Zeki çarşının arkasındaki futbol sahasına dizilmiş iki metre yüksekliğinde kalas şeklinde düzgün kesilmiş çam kütüklerinin üstünde pabuçlarımızı başımızın altına koyup yastık yaparak geçirdik. Yavuz arabada yattı Varol, Sait ve Zekai bir otel buldular kaldılar.

            29 Temmuz Kalkan, Kemer üzerinden öğle vakti Fethiye’ye geldik. Kalmadık rıhtımda denize girdik devam ettik. Marmaris’e geldik. Marmaris’in ilerisinde deniz kenarında çam ağaçlarının altında kamp kurduk 30, 31 Temmuz ile 1 Ağustos geceleri kaldık.

            2 Ağustosta yola çıktık Muğla, Yatağan, Milas, Bafa Gölü, Söke’ye geldik. Söke’de çarşı içinde bir yoğurtçuda yoğurt yedik karnımızı doyurduk. Kuşadası’na gittik. Geceyi bir handa hep beraber devamlı horlayan yaşlı bir amca ile bir odada geçirdik. Amcanın horultusu arttıkça Varol ayağıyla adamım karyolasını dürtüyordu.

            3 Ağustos Efes Meryemana Selçuk üzerinden İzmir’e geldik. Fuar Basmahane kapısı yan tarafında Mürselpaşa Caddesinin başındaki köşede Şınlak Palas’ta bir gece geçirdik. Fuar zamanı olduğu için çok gürültü vardı gece şoförlerin bağrışmasından rahat edemedik.

            4 Ağustos Menemen, Bergama, Asklepion ve Akropol gezildi. Sonra Ayvalık Burhaniye, Edremit ve Balıkesir’e geldik.

            5 Ağustosta Susurluk, Mustafa Kemal Paşa, Karacabey üzerinden Bursa’ya geldik. Çok kirlendiğimiz için topluca hamama gittik. Geceyi  Sait’in babası Fehim  amcamın Türk Ticaret Bankası’nın Müdür olduğu binanın en üst katındaki lojmanında yer yatağında topluca yatarak geçirdik.

            6 Ağustos’ta Yalova’dan arabalı vapur ile Kartal’a geçerek Küçükyalı’ya döndük.

 

            Geziye çıkmadan önce Zeki’nin tanıdığı olan Kadıköy'deki Serengil Foto’nun ustasından bir rulo filmi 11 kasete böldürerek seyahatimizde kullanmak için yanımıza almıştık. Varol hepsini bastırdı. 300 kadar fotoğraf vardı. Fotoğrafları bastırmak için Zekai negatifleri istemiş aradan epey vakit geçmiş filmleri kaybettim fotoğrafları ver kopyalatacağım diye de Varol'un bastırdığı fotoğrafları almış sonra onları da kaybettim demiş. Sadece karede tek kişi olan fotolar sahiplerine verilmişti.                               O yüzden elimizde hatıra olarak anımsayacağımız bir iki fotoğraf kaldı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bulgaristan Eylül 2014

1970 Ağustos Kırmızı Topraklar-1