CEZAYİR TUNUS FAS GEZİSİ, (2 EKİM - 4 KASIM 2017)
CEZAYİR TUNUS FAS GEZİSİ, (2 EKİM - 4 KASIM 2017)
CEZAYİR (2 EKİM 9 EKİM 2017)
Bahar aylarında bu gezi için Nihani Bayındır ile konuşmuştuk, fakat benim yoğun seyahatlerim dolayısı ile yarım kalmıştı. Ben Amerika'da iken mesajlaştık dönünce konuşalım dedi. Ağustosun 10’nunda biz Amerika’dan döndük. Nihani ile konuştuk anlaştık. Ben evvelce Tunus gezisine gittiğim için Tunus’u es geçelim veya ben oraya gelmeyeyim diye, pek olumlu yaklaşmasam da Nihani epey hazırlık yapmış. İstanbul’dan Cezayir’e ve Tunus’tan Marakeş Fas’a da bilet almış Turna.com sitesinden. İyi de yapmış Tunus'ta çok güzel yerler gördük.
İstanbul
Cezayir bileti iki kişi ……..3958.35
Tl
Tunus Kazablanka iki kişi …….1066.28
TL
Kazablanka İstanbul
iki kişi .……..813.20
$
1 Dolar
3.68 lira,
1 avro 4,3 lira,
1 Dolar 162,5 Cezayir dinarı 100 Dinar 2,25 lira
1 Dolar 2,4 Tunus
dinarı 1 Dinar 1.53
lira
1 Dolar 9,15 Fas dirhemi 1 Dirhem 40 kuruş
(Yaklaşık değerler Ağustos 2017
tarihinde)
(1 Dolar 10,49 drm, 1 Dirhem= 1,78 TL 2022 aralık)
Yaklaşık benim borcum 3900 TL ama Nihani biletleri topladığı millerle alıp 600 lira kazandığı için 300 tl indirerek borcumun 3600 TL olduğunu söyledi. Banka hesabına yatırdım. Nihani bu konuda çok hassas, ince düşünüyor, seyahatimiz boyunca da ayni davranışı sadece bana değil diğer kişilere karşı da yaptı.
Cezayir
de bizi gezdirecek şoförü internetten bulmuş, hakkında çok olumlu yorumlar var.
Adı: Omer Elfaruk Zahafi. Epey bir
pazarlıktan sonra Nihani'nin verdiği rota üzerinde sadece yol parası olarak
1000 dolara anlaşmış. 7 gün sonunda bizi
Tunus sınırına bırakacak. Tunus’daki şoför rehber için ise ToursbyLocal sitesinde birisini bulmuş pazarlıkla 780 dolara
anlaşmış gene verilen rota ve sadece yol için. Parayı site yatır dediği için
yatırmış. Hisseme düşen 390 $.
Ben ayrıca 1 Ekim Pazar günü saat
23.15 te THY den 192.99 TL ye gidiş 4 Kasım saat 2 de 99.99 TL ye dönüş bileti
aldım.
Pazar günü saat 20 de belediye otobüsü ile havaalanına gittim. Uçağın kalkışına iki saatten fazla zaman olduğu için oturup bir çay içtim 5 lira. Uçak 45 dakika rötarla kalktı İstanbul'a saat birde vardı. Yurt Dışı çıkış pulunu aldım. Nihani ile 1.45 te buluştuk. Bana çay ısmarladı.
2 Ekim
Cezayir uçağımız 8.35 yerine 9.10 da kalktı. 3 saatlik uçuştan sonra Cezayir’e geldik. Uçakta Türk işçiler vardı. Çıkışta form doldurduk ayrıca üzerimizdeki döviz için ayrı bir beyan formu doldurduk.
Girişte polis memurunun doldurttuğu döviz deklarasyon fişi. 
Cezayir Gümrük çıkışında elinde Nihani Bayındır
yazan Zaki ile buluştuk Rehber olarak anlaştığımız Ömer'in bu gün işi varmış o
yüzden bize Zaki’yi yollamış. Genç ve sempatik yanında da arabayı kullanan
Muhammed. Ömer daha evvel Nihani’ye mesaj atıp durumu bildirmiş. Önce gezelim
otele sonra gideriz dedik. Önce Kasbah’a
gittik. Eski şehir yukarıdan aşağıya evlerle sıralanmış birbirlerine yaslanan
2-3 hatta 4 katlı yığma kâgir evler bakımsızlıktan yıkılıyor. İçlerinde çok güzel çiniler var yıkık
evlerden anlıyoruz. Eskiden burası Yahudi mahallesiymiş. Bazı evlerin İçinde
altı kollu yıldız varmış. Evlerden bazıları çok büyük ortasında avlu var
kenarları sütunlu. Restore etmişler müzeye dönüştürülmüş. 13.05 te Lala Fatıma müzesini gezdik. Yokuş
aşağı indik 13.30 da Ulusal Kaligrafi
Müzesi’ni , 13.55 te düzlükte Keçiova
Camisini dıştan gördük onarımdaydı. Üstüne Cezayir bayrağı ile birlikte
Türk bayrağı da asılıydı demek Türkiye destekliyor. Cami ilk sinagog olarak
yapılmış sonra kilise sonra cami olmuş. Çocuklar müze giriş paralarını
ödettirmediler. Karnımız acıktı Basmahane Anafartalar'daki ucuz lokantalar gibi bir yerde yemek yedik
çöp şiş ve patates kızartma onun parasını da çocuklar verdiler. 5 çöp ve bir
kola içtim.
Şehri
tepeden gören Basilica Notre Dame
d’Africa kilisesine gittik. İnerken Cezayir’in ulusal kahramanlarından Abdelkadir’in heykelinin olduğu
meydanda durduk fotoğraf çektik. Buradan
görülmeye değer ama duramadığımız Postahane önünden geçip Makam-ı Şehit anıtına gittik. Altındaki müzeyi gezdik ve saat 7
civarı Ömer’in ayarladığı ABC otele
geldik. Oda kahvaltı 60 avro demişti. Üç yıldızlı temiz bir otel. Çok yorgun
olduğumuz için soyunduk hatıralarımızı yazdık 9.30 da yattık. Yatmadan önce
otelden büyük su aldık 50 dinar.
3 Ekim
Sabah yedide kalktık. Kahvaltımızı
yaptık. Ömer saat 9’u 10 geçe geldi. Beyaz Reno Clio. Otelin önündeki yoldan zig-zag
yaparak yukarı çıktık. Şehir çok dik bir yamaçta kurulmuş. Önce Cherchell şehrine gittik. Burada Roma
harabeleri vardı ama önemsizdi. Müzesi küçük içinde onarım olduğu için para
almadılar ama müzenin her tarafını gördük, içinde güzel mozaikler vardı.
Kapalı kısımda bir general veya imparatorun (göğsünde madalya dolu) heykeli ve
diğer tarafta Herkül heykeli vardı. Ayrıca Marcus
Antonius ile Kleopatra’nın kızı Kleopatra Selene ve onunla evlenen Juba II ve bunların çocukları Ptolema ve Drusilla’nın büstleri vardı. Juba II, Kral Massinissa (220-148)’nın altıncı kuşaktan torunu olup
krallığın adı Moritanya. Juba II
karısı ölünce ona konik şeklinde bir anıt mezar yaptırmış Cezayir'e dönerken
ziyaret ettik. Ana yolun hemen güneyinde tepede görülüyor ama direk yol
olmadığından ulaşmak için arkasından epey bir dolanmak gerekiyor. Cherchell’de
müzeden sonra yüzyıllar içerisinde Roma tapınağından camiye sonra kiliseye ve
tekrar camiye dönüşen Yüz Sütunlu El Rahman camisini gezdik. Şehrin kuruluşunu
Finikeliler yapmış. Batı kapısını müzeden önce görüp resimlemiştik.
Şerşel’den
(Cherchell) ayrılıp Tipaza’ya gittik. Şehitler anıtının
önüne park ettik. Tabii Ömer değnekçiye 100 dinar verdi. Saat yarım gibi deniz
kenarında bir lokantaya oturduk. Ortaya karışık bir balık tabağı, patates
kızartma ve patlıcan közleme gibi bir şey geldi. Yemek sonrası krem karameli
Nihani ile paylaşarak yedik. Hesap 4800 dinar geldi adam başı 1600’er
paylaştık. Lokantadan kalktık liman içerisinde bir kahvede oturup birer mırra
içtik. Sonra Tipaza Historical Cite’yi gezdik. Deniz kenarında oldukça geniş
bir alana yayılmış durumda.
Dönüş yolunda ana yolun hemen yanında olmasına rağmen ulaşmak için 10 km kadar dolaşarak Juba II ile Kleopatra Selene’nin anıt mezarına gittik.. Mezara Alman arkeologlar girmişler ama herhangi bir şey bulamamışlar. Her yöne hakim bir tepede idi. Trafik ile boğuşarak şehre girdik. Ömer bizi Postane binasının önünde indirdi. Biz de biraz dolaşıp birer Algier (Cezayir) şehrini gösteren magnet aldık 200 dinara. Otelde bir şeyler atıştırdık birer çay içtik hatıralarımızı yazıp 22.30 da yattık.
4 Ekim
Sabah yola çıkmadan önce limanın
arkasında bir ara caddede karaborsadan para bozdurduk. 120 dolara 19500 dinar
aldım. Evvelki gün 100 dolar 16500 dinar almıştım. Saat 9.30 da yola çıktık. 10.30
da benzin aldık 20.75 dinar litresi.
Saat 11 de kahve molası verdik. Ömer mırra ısmarladı. Winston light sigara
aldım 220 dinar.
M'sila yoluna şehri geçtikten
sonra 12.05 'te saptık.
Saat biri çeyrek geçe şehirde yemek yedik. 1/4 tavuk ve boyalı bir bitter soda,
patates kızartma vs Nihani sardalya yedi 1200 dinar verdik. Adam başı 3 €
civarı. Ömer üstüne naneli çay ısmarladı. Saat 14.00 de M'sila yı
geçtik. 24 km sonra Oulad Derradj’da N40 numaralı otoyoldan kuzeye Beni Hammad yoluna saptık
saat 14.30.
https://maps.google.com/?q=35.772805,4.780027&hl=tr≷=tr
35°46'22.1"N 4°46'48.1"E Mestet
El-Bedavi köyünü geçtik.
Beni Hammad’ta eskiden bir cami varmış . Minarenin önünde şimdilerde sadece dört köşe 55-60m.'lik bir alanda bir takım taş yığınları var caminin iç sütunlarının temelleri ve caminin kare planlı kule şeklinde minaresi kalmış. Muhtemelen minare de yeni yapılmış. Minarenin tepesine çıktık. Buranın bir iki kilometre daha yukarısında bir kale ve saray kalıntıları var Menar Sarayı veya Kasrı ama ayakta kalan önemli bir yapı göremedik. Sadece temel taşları kalmış. Aslında bu kadar güzergâh harici bir yere gelmek pek akıl kârı değil. Ama elalemin gâvuru burayı Unesco korunacak yeri ilan etmiş, eski bir şey kalmamasına rağmen.
http://whc.unesco.org/en/list/102
Saat
16 da gezimiz bitti. Ömer hicri 534 'te köyde yapılan camiye (Mescid Ebu el-Fazıl el-Nahvi (Ibn Grammar
Altozyre) namaz kılmak için girdi. 16.15 'te Batna ya gitmek için yola çıktık.
Saat 17.30 da N40 yolunda ne
hatası yaptığını anlamadığımız Ömer trafik cezası yedi. 20 dk bekledik. Ceza
olarak ehliyetine el konmuş üç ay araba kullanamayacak. Saat 18 de Magra’ya vardık. 18.50 de Barika’ya. Barika'ya gelirken yol boyunca ikinci el araba parçası satıcıları var. Gece karanlık erken bastı.
Saat 19.40 tenha yollarda halâ gidiyoruz. Ayn Touta’ya 5 km var Batna’ya 35 km. Yolda devamlı şehir içi olsun olmasın tümsek koymuşlar hız
yapamıyorsun.
Batna’ya 20 km kala Ömer'in iki
arkadaşı arabayla geldiler. Biraz daha gittikten sonra evlerine vardık El Ghadjati’de yol üstünde. Önce illa yemek sonra da yatmak için ısrar ettiler.
Yemek 21 de bitti. Yumurtalı patates ile biber kızartmalı az acılı meze de
vardı. Ana yemek tas kebap bol sulu, çorba niyetine yiyorlar. Arkadan meyve ve
çok güzel bir hafif tatlı eşliğinde mırra. Ben mırrayı çok içmişim ki uykum
kaçtı. Ömer'in arkadaşının abisinin eviymiş. Gece beşimize yere yatak serdiler
yattık. Kadınları hiç görmedik onlar evin harem bölümünde bize yemek
hazırladılar evin erkeği servisi yaptı. Tepemde
devamlı yanan sönen gece lambası yüzünden gece uyuyamadım.
5 Ekim
Saat sekizde kalktılar. Hazırlandık
kahvaltı ettik. Kahvaltıda tereyağ ikişer yumurta ve sütlü mırra vardı.
9.30 da Batna için iki araba ile yola çıktık. Bir büyük toptancı bakkalda
durduk saat 10 da arkadaşın birini de yanımıza alarak Timgat’a doğru yola koyulduk....
Saat 11 de Timgat harabelerine
geldik. 12.30’a kadar gezdik. Birer kahve içtik 12.45'te geri dönüyoruz. Müze
veya ören yerlerine giriş her yerde yerliye 100 yabancıya 200 dinar. Batna ile
Timgat arası düz verimli ova. Şehri M.S. 100 yılında imparator Trajan kurmuş. Buraya Roma ordusunda 25 senesini dolduran
askerler sertifikasını alıp ailesi ile gelip yerleşebiliyormuş. Şehir sadece
emekliler için. Siyahiler sadece esir ve şehrin dışında askerler ile birlikte
kalıyorlarmış. Sakin ve kavgadan, harpten uzak bir yermiş. Şehirde bulunan
kütüphane Roma ve Efesten sonra üçünçü imiş...
Setif’te Hotel El Zoubir’e yerleştik. Akşam çocukların arkadaşları ile
birlikte bir AVM’nin yemek bölümüne gittik bir şeyler atıştırıp çat pat
ingilizce ile sohbet ettik.
6 Ekim Setif
Sabah 8 de kalktık. Kahvaltı niyetine bir kruvasan ile çay verdiler. Tabii ki adı "petit dejeuner". Kahvaltıdan sonra çıktık şehri dolaştık. 1898 de Fransız bir sanatçının yapmış olduğu çeşme başındaki çıplak kadın heykelini kaldırmamışlar hayret. Ana caddeye bir Türk şirketi tarafından tramvay hattı döşeniyor. Şehrin kuzeyinde Rafaoui Bahçesini geçtikten sonra Bizans dönemine ait kale duvarlarını aşıp arkasındaki parkı dolaştık. Sonra döndük Mall’a girdik Nihani tıraş sabunu aldı biraz dolaştık. İbn Badis Camii önünden geçerek güzel süslü bir bina olan tiyatro binasının önüne geldik. Karşısında döviz bozduracak bir sürü insan. Yoruldum nihayet bir kahvehane bulduk kahve içtik 55 dr.
Saat 11.15 'te otele döndük adam başı 2000 dinar verdik otele. 12 de Ömer geldi hemen Djemila’ya doğru yola çıktık. Djemila’ya bir km kala ön sağ lastik çukura girdiğimiz için patladı. Saat 12.50 biraz uğraştı krikoyu kurmayı beceremedi. O sıra öğle namazı ezanı duyuldu. Koştu camiye gitti. Krikoyu biz taktık, stepneyi indirdik ama jant kapağını özel anahtar istediği için sökemedik. Namaz bitti bir sürü insan geldi neyse sonunda kapak söküldü lastik değiştirildi.. saat oldu iki. Bizi Djemila’ya bıraktı. İçeri girerken polis pasaportlarımıza baktı not aldı istatistik için dedi. İçerde dolaşırken gene bir sivil polis geldi siz profesyonel fotoğraf çekiyorsunuz diye tutturdu zannedersem rüşvet almak için yaptı biz de biraz bağırdık çağırdık hadi gel karakola gidelim dedik adam baktı bizden bir şey çıkaramayacak gitti. Saat 5’e kadar gezdik. Dönüş yolunda otoyola kestirme yeni yol açılmış 45 dk. sonra A1 Otoyoluna 19.05 'te de Constantin’e vardık. Otele eşyalarımızı bırakıp hemen çıktık, 19.35 'te bir Suriye Lübnan lokantasına gittik otele yakın. Birer şiş kebap yedik 600 dr. verdik. 20.30 da The Princes Hotel’e geldik...
Djemila Harabeleri
7 Ekim Cumartesi
Sabah 8.30 kahvaltımızı yaptık. Ömer 9.05 te geldi arabada Amerikalı bir kız onu da gezdirecekmiş. Araba ile milli müze yakınına çıkıp park ettik. Önce müzeyi gezdik sonra şehri dolaşmaya başladık. Kuzey Afrika'da Fransızlar erken zamanda ilk Cezayir'i işgal ettiklerinden dolayı şehirleri çok tahrip etmişler medina ve çevresindeki surları yıkmış yeni binalar yapmışlar. 1826 yılından 1837 yılına Fransızlar işgal edene kadar Konstantin'de Beylik yapan son Osmanlı idarecisi Bey Hacı Ahmed'in sarayına gittik. Saray iki ayrı avlulu 3300 m2 alana yayılmış çok güzel duvar fayansları ve kırmızı yeşil renkli oymalı tahta kapıları var. Saray işgalden sonra askeri ikamet yeri olarak kullanılmış birçok kereler tamir görmüş ve nihayet 2010 yılında Ulusal Halk Geleneksel Sanatlar ve Kültürel İfadeler Müzesi olarak tescil edilmiş. Şehrin etrafını çepeçevre yürüyerek dolaştık. Şehir bir kayalığın üstüne kurulmuş. 5 köprü gördük. Kayalar oyularak yollar yapılmış. Sidi M’cid Köprüsü’nden geçtik. Bir tepeye çıktık ikinci dünya harbinde ölen Cezayirliler için yapılmış üstünde melek olan bir anıt. Harpte Cezayirlileri ön safta harbe soktukları için zayiat fazla olmuş. Daha sonra biraz aşağı inip hastanelerin olduğu yere geldik, süslü kubbeli binalar. Bir teleferik istasyonuna geldik buradan tekrar karşı tarafa geçtiğimiz Sidi M’cid köprüsünün başına geldik. “Belkacem Tatache” istasyonundan aşağı doğru yürüdük. Gar binasının önüne geldik. Devam ederek sadece yayaların geçeceği bir köprüden geçip karşısında ancak asansörle yukarı çıkılabilen bir yere geldik. Bilet 5 dr. asansörün içinde alınıyor, fakat asansör çok kalabalık tıklım tıklım dolu çünkü indiğimiz yerden sokağa çıkınca Pazar yerine geliniyor. Biz sokağa çıkmayıp lokantaya girdik. Igherssan otantik bir lokanta manzarası güzel ama dışarda oturup yemek yenecek yeri yok Mecburen içerde oturduk. Restoran herhalde Konstantin’in en güzel lokantası manzarası ilginç , geldiğimiz yaya köprüsüne ve karşı taraftaki şehre bakıyor fay hattını boydan boya görüyor.
Ben, Ömer ve Amerikalı kız kuskus
ısmarladık. Nihani şiş et istedi, içi pişmemiş lastik gibi bir et geldi.
Kuskusun üstündeki nohut, haşlanmış havuç, haşlanmış yarım kabak ve kızartılmış
biberi yedim gerisi ince bulgur pilavı kaldı. Yemek bitti kızı uçağa yetiştirmek
için onlar erken kalktılar, sofraya ısmarladığımız ayran ancak geldi. Yemeğin
parasını Ömer ödedi sonra bizden de almadı. Amerikalı kız meğerse İran kökenli
imiş bize baştan söylemedi. Afrika'da bir elçilikte çalışıyormuş. Biz de çıktık pazarın
içine daldık ara sokaklar aynen Kemeraltı gibi hep kadınlar ıvır zıvır giyim
kuşam. Hediyelik eşya bulamadık. Dört buçukta otele döndük Ömer gelmemiş
dinlendik. Saat 17.15 te telefon ettik Ömer odasındaymış geldi. Bizi Üniversitenin
camisine götürdü. Çok büyük devasa bir cami. Namazını kıldı sonra biraz
oyalanıp “Pont Sidi M’Cid” köprüsüne gittik gece ışıklandırmışlar resimler çektik. 20.30 da otele döndük 21.30 da yattık.
Ighersan Lokantası
8 Ekim
Sabah 6.30 kalktık. Kahvaltı sonrası
7.30 da otelden çıktık . Otele iki günlük 9000 dinar verdik adam başı, odanın
fiyatı 55 dolara geliyor. 8.30 da Khroub'a
vardık. Burada Nubiya’nın ilk kralı Massinissa'
nın anıt mezarını gezdik. Sadece kaidesi kalmış yeri her yere hakim bir tepe
üzerinde etraf manzarası güzel. 9.15 'te dönerken Khroub’ta oto lastikçiye uğradık. Biz kahveye gittik çay içtik . Yarım saatte Ömer'in
işi bitti .
Saat 10.45 'te Tiddis kavşağına geldik. 11’de harabeleri gezmeye başladık. 12 de bitirdik. Nihani’ye kalan borcum için 5000 dinar verdim otel , müze ve çay kahve için. Yola koyulduk 12.55 de yemek molası verdik. 10'ar çöp şiş yedik Ömer bir de kurufasulye yedi patates ve bir litre içecekle 1400 dr. verdik hepsine. Yemekten 13.20 de kalktık. Nihani'ye 500 dr. daha vereceğim.
Tiddis Harabeleri; kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde. Tilkinin bakır sıçtığı yerde.
Saat 15 civarında Annaba’ya 18 km yaklaştık. 15.30 da Hippon antik kentine geldik 16.20 ye
kadar gezdik. Hippon önce Fenikeliler tarafından kurulmuş sonra Romalılar
sayfiye yeri yapmışlar.
Buradan görülen yakındaki Saint
Augustine Basilica’sına gittik
yeni kapanmış içini gezemedik. Fotoğraf çektik Annaba'ya gittik. Safsaf otele kayıt yaptırdık. Oda 5000
dr. Bavullar arabada kaldı. Otel merkez ana caddeye çok yakın olmasına rağmen
önünde salaş bir bit pazarı gibi olan
yer pek tekin değil ama gündüz vakti de arabanın camını kıracak değiller
ya deyip çantalarımızı gece otele döndüğümüzde aldık. Çıktık önce Kasbah
gezildi son çıkarken sivil bir polis hızla giden bir kamyoneti durdurdu silahı
şoförün kafasına dayadı. Kımıldarsan vururum demiş. Hemen kaçtık oradan. Ömer
zaten pek gitmek istememişti fazla içerlere girmeyelim tekin yer değil demesinin
sebebi anlaşılıyor.
Annaba’nın güzel bir caddesi var
ağaçlıklı bir bulvar Cours de la
Revolution yürüdük tren istasyonuna kadar, döndük yolda bir yerde oturup
kahve içtik saat yediye doğru kalkıp bir tavukçuya gittik. Yarım tavuğu
paylaştık birer kola ile. Ömer bir yarım tavuk iki sosis yemeği yedi iki kola
içti patates kızartmasıyla birlikte hepsi 1450 dr. tuttu Ömer’e ödettirmedik
biz verdik. Sonra otele döndük. Saat 21.45'te günlük yazma işimiz bitti. Ben yıkandım yattım.
9 Ekim
Bu gün Cezayir'de son günümüz. Sabah
6.15 'te kalktık. Gece hiç uyuyamadım. Akşam içtiğimiz kahveden olsa gerek.
Saat 7.20 de yola koyulduk. Saat sekize doğru mazot aldık. Litresi 20.42 dr.
Araba dizel imiş.
Yollarda hep kız talebeler gördük.
Pembeye çok meraklılar pembe başörtü pembe elbise vs. Ömer kıyafeti ve sakalıyla
tam işid militanı. Başında kefiyesi yok, beyaz entarisini hiç çıkarmadı. 16 Nisan Anayasa değişikliği referandumundan iki gün evvel kıyafetinden dolayı Türkiye ziyaretinde yollarda çevirip kimlik kontrolü yapmışlar. Referandum sonrası kimse bir şey
sormadı diyor. Yabancıları gezdirmekten yol yordam öğrenmiş. Zaten Cezayir’de
finans ve ekonomi üzerine üniversite okumuş sonra Malezya’da master yapmış, sonra
da 6 sene Malezya'da kalmış bir hava yollarında çalışmış. Ana dili Amazg evde konuştukları, okulda Arapça
ve Fransızca öğrenmiş. Malezya’da da İngilizce. Arabasını hiç temizlemedi
camlar hep kirli kaldı arada bir de burnunu karıştırıyor. Eskiler Arapça
bilmezlermiş babası ilk orta lise hep Fransızca okumuş. Sonradan Arapça resmi dil olmuş. Constantine
diğer yerlere nazaran, Annaba ise hepsinden daha iyi geldi bana. Özellikle
ağaçlıklı yol Cours de la Revolution.
Müze ve Ören yeri biletlerinin üzerlerinde ait olduğu yerlerin fotoğrafları var ama her biletin üstündeki foto o yerin değil, gitmediğimiz yerlerin biletlerini biriktirmek için Ömer'den aldım. Tebassa antik şehri epey güneyde kaldığı için gitmedik hem emniyet açısından hem uzak.
Sınıra yakın köyde ellerinde para dövizciler var. Etraf çok yeşillik. Ve epey temiz. Sınırda benim 10 bin Nihani'nin 14 bin dinarı kalmıştı onu 120 avro saydık. 840 avroya anlaşmıştık veya 1000 dolar, Nihani Ömer’e 720 avro ve 24 bin dinar verdi. Ömer ile helâlleştik vedalaştık saat 10 da ayrıldık 10.30 da gümrükte işimiz bitti sınırı geçtik.
Sınırda Ömer ile vedalaşıyoruz.
TUNUS ( 9 Ekim 16 Ekim)
Tunus gümrüğünde biraz kalabalık vardı. Giriş için bir form doldurduk sorunsuz sınırı geçtik. Şoför Cemal bizi bekliyormuş. Yol orman içinden geçiyor tabiat çok güzel 15 km sonra Tabarka isimli bir deniz kenarında köye geldik. Yol yukarıdan geçiyor denizde yarımada üzerinde kurulmuş kale güzel görünüyor.
Buradan sonra deniz kenarından ayrıldık saat 12 gibi Bace denen kasabaya geldik. Bank de L’Habitat Bankasında 200 dolar bozdurdum 492.800 Tunus Dinarı aldım. 246.400’ şar paylaştık. Sonra yemeğe gittik. Tavuklu pilav yedik . Şoför bir sürü bir şeyler ısmarlamış 25 dinar verdik. Bir daha bu kadar çok ısmarlama dedik, yiyemedik. Yemekten 13.15 'te kalktık arabada hesapları yaptık. Nihani’ye borcum; 500 dolar Ömer'in parası, geri verilen 10 bin dinar 60 dolar ederse=440 dolar, 100 dolar da bozdurmuştum=340 dolar vereceğim . Böylece Cezayir'de 340+100+120=560 dolar harcamış oldum.
14.30 da Dougga antik Roma kentine geldik. İki saat gezdik. 16.30 da ayrıldık. Giriş 7 dr.
Yolda Cemal evine götürmek için nar aldı. Şoförümüz tipik bir arab, arabası biraz eski model Mercedes ama iyi yol yapıyor ve hiç arızalanmadı. 17.10 'da otoyola çıktık. Tunus şehrine doğru gidip dışından kıvrılıp güneye 18.10 da Sousse otoyoluna girdik, hava kararmaya başladı. 19.30 da vardık. Önce Medina denilen kale içine Batı kapısından girdik park ettik. Şehrin içine aşağı doğru dar kıvrımlı karanlık ara sokaklara daldık. Sokaklarda kimsecikler yok.
Epeyce gittikten sonra bir kapının önünde durduk kapıyı tekrar tekrar çaldı Cemâl ama açan olmadı. Başka sokaklara daldık bir otel bulduk Karim Otel yer yokmuş . Biraz ilerde başkası vardı odalarına baktık felaket tuvalet dışarda izbe yerler. Cemal de beğenmedi birileri ile konuştu olmadı. Döndük arabaya bastık gittik aşağılara indik. Önce bir caddeyi boydan boya kat ettik gittik döndük. Sonra deniz kıyısına çıktık kordon boyunca bir otel bulduk ben eyvah kazık yedik derken Cemal gitti sordu 70 dr sevindik. 30 dolardan az, 28.5 dolar eder. Otel temiz rahat deniz manzaralı. Hotel La Gondole, yerleştik Cemalle sabah sekizde buluşmak üzere anlaştık, herhalde o ucuz bir yere gidecek. Çıktık iki su aldık birer dr. verdik. Ekmek ve bal yedik ben dokuz buçukta yattım 6 da kalktım.
10 Ekim
Saat 7.30
da kahvaltıya indik bizden başka kimse yok gibi. 8 de yola çıktık. 50
dakikada Keyruvan yolunu ancak
bulduk, şoför hiç bir yeri bilmiyor. Saat 10’a doğru Keyruvan’a vardık.
Önce Aglebi havuzlarına gittik. 10. yüzyılda Ağlebiler tarafından yapılan yanyana iki
büyük havuz var, eski zamanlarda suyu bunlardan temin ediyorlarmış. Yanlarında
bulunan yüksekçe bir binanın üstüne çıktık fotoğraflar çektik alt katta
hediyelik eşya satan dükkan vardı. Sahibi karı koca idi. Adamın fotoğraflarını
çektik. Döndük Kayruvan Camiine (Okba
İbn Nafaa, Sidi Ukba Ulu Camisi) avlusunun yanında park ettik . Cami 670
yılında 126X77 metre boyutlarında inşa
edilmiş. Camiye girerken 10 dr’lik bilet kestiler daha sonra müzeye girerken
görevli kadın “niye para verdiniz siz müslümansınız” diye konuştu. Biz de
teberru olsun dedik. Bu biletle şehirdeki tüm müzelere girilebiliyor.
Ulu Caminin
yan tarafındaki turistik eşya satan dükkanların sokağında Türk olduğumuzu hemen
anladılar, bizi üç dört katlı bir binanın taraçasına çıkardılar caminin avlusu
iyi gözüküyor diye meğerse bize halı veya hediyelik eşya satacaklarmış. Her
katta hediyelik eşyalar tıka basa doluydu. Caminin fotoğraflarını çektik, aşağı
inerken Nihani kurtulamadı bir anahtarlık aldı.
Medinanın Bab el-Tunus kapısında 10.45 te park ettik. Cemal'e 12 de döneriz dedik. Şoförün bizi bıraktığı kapı Tunus kapısı değil haritada onun güney surundaki kapı Bab Cellad. Buradaki meydana “ Places des Martyres” Şehitler Meydanı diyorlar. Kapının yanında Che’nin posteri asılıydı. Buradan girince önce müze sandığımız süslü bir eve girdik, meğerse halı satış mağazası imiş. Birkaç fotoğraf çektik çıktık. Az ilerisinde “Zaviye Sidi el Ghariani” ye girdik içeride bir yatır var. Medinanın dar sokaklarını gezdik. Bir Barata “Bir Barrouta” kuyudan su çeken deveyi seyrettik. 12 de arabaya döndük. Yola koyulduk.
Sbeitla(Subayfilah) da Antik Roma şehrinin karşısında pizzacıda yarımşar pizza yedik parasını Cemal verdi. Sonra 14.30 da giriş biletlerimizi aldık. Adam başı 7 dr ve foto için 1’er olmak üzere 16 dr verdik. Antik şehrin muhteşem bazı binaları hala ayakta. Bizden başka kimsecikler yok. Dışarı çıktık yolun karşısındaki Müzeyi de gezdik.
16.20 de yola koyulduk 220 km gideceğiz şoför
pek hızlı bastırıyor gösterge bozuk 110 ,120 gidiyoruz. Yolda çevrenin
resimlerini çektim. Saat 17.50 güneş battı. 18.20 Gafsa‘yı geçtik. Touzer'e
son 50 km yol yeni yapılmış çok düzgün. 19.40 da Touzer'e varacağız. Cemal’in
evi buradaymış.
Şehrin kenarında Palmiye ağaçları arasında bir otele vardık. Yorgunluktan erken yattık. Gece 4.30 da uyandım uykum kaçtı.
11 Ekim
Saat 7 de kalktık. Otel Residance L'Oued. Bahçede yüzme havuzu
var.
Otantik tarzda, hurma ağaçları arasında özgün mimarisi ile güzel geceliği 70 dr
iki gece kalacağız. Kahvaltı bize göre biraz zayıftı. Kahvaltı sonrası 8 de
Cemal geldi yola çıktık az gittikten sonra arabanın kağıtları evde kalmış evine
geri döndük.
9.15 Chebika’da akan suyun kaynağına
kadar merdivenlerden indik. 10.15 de döndük. 11’de Tamarza’daydık. 11.15 te Cezayir sınırına çok yakın Mides kanyon resimleri çektik.
Döndük Touzer’de Medinayı gezdik sonra pizza yedik. (5 dr pizza+ iki kola=7 dr)
Otele geldik oda serin 15.30 kadar dinlendik.
Gece merkeze kadar yürüyelim dedik otelden
çıktık epey bir yürüdük yolda sadece erkeklerin oturduğu bir kahve vardı epey
kalabalıktı. Merkezin daha uzakta olduğunu tahmin ettik döndük.
12 Ekim
Sabah 6.30 kalktık kahvaltı sonrası 7.45 te Cemal geldi yola çıktık tuz çölünü geçerķen durduk fotoğraf çektik bir de offroad yaparak vahalardan geçtik. 9.30 da Souk Lahad köyünde pazar kurulmuştu kadınlar çoğunlukta idi, indik pazarı gezdik yerel giysiler giyen kadınların fotoğraflarını çektik.
Kebili’den geçerken anayola barikat kurup lastik yakmışlardı yolumuzu değiştirdik offroad yaptık. 10.30 da Douz’da pazar vardı yarım saat dolaştık öbür pazar gibi değil erkek çoğunlukta ve giysiler renķli değil. 12 de Tamarza’dan geçtik. 13 te Matmata’da toprağa gömük evlere geldik çukur evlerde gene Star Wars filminin aksesuarları vardı. Nihani yemek ben sadece bira içtim. 12 dr tuttu. (Beck 33’lük, 3 dr) 13.45 te yola koyulduk.
Gabes’e doğru gittik 15 dk sonra sağa saptık. 14.45’de Toujan Berberi köyü. Köye çıkarken yolda çocuklara bozuk para verdim. Keşke biraz daha bozuk param olsaydı. Vadiye inerken güzel manzaralar vardı.
16.15 de tahıl ambarı olarak kullanılmış şimdi otel olarak hizmet veren KASR 'lardan Gumrassen yakınında Kasr Hadada'ya gittik. Giriş 2.5 dr içerde çay ile birlikte.
17 de ayrıldık. Saat 18 de Tataouine geldik. Otel problem oldu Cemal pahalı otelleri söyleyip kiralık eve razı etti. 30 dr ye bir ev buldu. Hep beraber kalacağız. Bakkaldan alış veriş yaptık. Kek. tuzlu bisküvi, peynir, meyve suyu aldık 9.88 dr. *Erkenden yattık.
13 Ekim
Saat 6 da uyandık 7 de Chenini'ye doğru yola çıķtık. Chenini eski bir Berberi köyü. Kayalık bir tepenin üstünde. Arabayı aşağıda bıraktık, taş binaların arasından merdivenli yollardan yürüyerek caminin yanına kadar çıktık. Tepede fazla gezilecek yer yoktu çevrenin fotoğraflarını çektik aşağı indik 8.15 te ayrıldık. Yakınındaki Ksar Ouled Debbab’a geldik. Otel olarak kullanılıyormuş, fazla oyalanmadık iki resim çeķtik 4 dr bayıldık. Saat 8.35 de ayrıldık.
Medenine’ya döndük para bozdurduk 1$=2.43 dr fakat komisyon aldılar dolar 2.40
a geldi. 100 $=240 dr. Nihani özel şeyler aldığı için 20 $ fazladan bozdurup 20
dr ortak kasaya verdi. Şu an kasada 240+20+86.3=346.3 dr var.
Medenine içinde de kasr varmış
iki katlı eski resimlerinde beş katlı yerler var satıcı kaput yıkılmış diyor.
Nihani hediyelik olarak boncuk kısa kolye aldı 10 dr.
Kuzeye doğru dönüş yolunda Gafsa'yı çevre yolundan az geçtik bir kasabada eski plastik bidon satıyorlar herhalde arabalara yakıt almak için olduğunu sonradan Cemal arabaya mazot aldığında öğrendik.
Yollarda sık sık tümsekler var hız kesmek için. Cezayir'de de vardı. Gafsa ile Sfax arasına oto yol yapılıyor.
Sfax 'a 95 km kala bir köyden geçiyoruz ağaçlara kesilmiş koyunları asmışlar isteyene kilo ile keserek satıyorlar. Herhalde yan taraflardaki lokantalarda çöp kebab yaptırıp yemek için . Fotoğraflarını çektim.
Saat 13, Cemal mazot alamamış kredi kartını kullanamamış mazot satanların önünde durdu bir 30 lt lik plastik mazot bidonunu huniyle boşalttılar arabaya. Huni dediğim de bir peynir tenekesi altına boru takıĺmış tenekenin üstünde mazotu süzmek ıçin motifli tülbent. Yolda satılanlar demek ki mazot olacak, benzin olsa uçar gider. Cemal nakit parası olmadığı için bizden 30 dr borç aldı.
Mahares’de yemek yemek için balıkçı aradık, temiz, kalabalık aileler gelmiş bir yer bulduk . Nihani balık istedi meğerse 100g mı 8.5 dr imiş, balık tuttu 35 dr vazgeçti Benimle birlikte Spagetti Bolonese yedi 12 dr. Cemal’de şvarma yedi.
Otoyol al-Mahares’tan biraz sonra başladı.
Djem'e saat 15.30 da geldik, evvelce Semine ile 1998 senesinde geldiğimizde sadece orta arenaya girebilmiştik. Bodrum katını ve üst katları gezdik. 16.15 te ayrıldık. Ben 2 dr ye üçlü buzdolabı mağneti aldım.
Sousse’ye döndük. Doğrudan üç gün evvel kaldığımız La
Gondole otele geldik. Geceliği gene 70
dr.
14 Ekim
Saat 6 da
uyandım 7.15 kahvaltı ettik. 8.15 otelden çıktık. Sousse’nin Medina’sına geldik.*. Medina’nın deniz tarafı girişinde Büyük Cami var avlusunu gezdik.
Yanında Ribat kuleye girmeyi unuttuk.
Medina'da Rue Angeltere’den yürüdük
bir lokal restoran önünde sağa sola bakınırken lokantadan çıkan bir adam bizi “gelin
daha iyi görürsünüz” diye binanın tarasına çıkardı önündeki cami avlusu ve
genel görünüş güzeldi fotoğraflarını çektik. Adamın ayrıca verdiği harita ile Bab el Kebli’ye doğru yürüduk. Kapıdan Bab el Garbi tarafına saptık. Bab el
Garbi ilk gün Sousse’ye kaĺmaya geldiğimizde şoförün arabayı park edip
Medinad’a bizi aşağılara indirdiği yer. Aşağı doğru ana yoldan yürüdük sağlı
sollu hediyelik eşya satan dükkanlar var. Nihani 6,7 parça seramik aldı. 10 dr
verdi. 10.30 da arabanın yanına vardık. Önce kaldığımız otele uğradık
Nihani internete girecek, kaydettiği datalar kaybolmuş. Gittik ama
internet olmadığı için yapamadı . Yola koyulduk. 11.30 Shell'den mazot aldık 1
litresi 1.23 dr kredi kartı da işliyormuş.
Hammamet'e 12 de vardık. 3 saat dolaştık. Yorulunca giriş kapısı
yanında bir yere oturduk interneti de var. Sokak aralarında çekmiş
olduğum bazı evlerin fotoğraflarını 20 sene önce de çekmişim eve dönünce
bilgisayara aktarırken farkettim. Demek ki ayni sokakları dolaşmışık. Yemekte Pizzayı
bölüştük ben kola Nihani meyva suyu içti 21.7 dr hesap geldi 22 dr. ödedik.
Cemal’le buluştuk hemen yola çıktık. Cemal yolda aldığı 30 dr yi geri verdi.
16 da Tunus gölünü geçtik. Doğru Sidi
Busait'e gittik saat 16.20. Saat 18’e kadar gezdik merdivenli kahve Cafe des Nattes'in fotoğrafını
çektik sokağı sonuna kadar yürüdük sonunda deniz manzaralı yere geldik eski
günleri hatırladım. Ayni yerden resim çekmiştim. Ara sokakları dolaştık. Şehre
döndük iki tarafı ağaçlıklı Habib Burgiba caddesine girdik güzel tiyatro
binasının önündeki Rue Ali Bach Hamba sokağında üç yıldızlı Hotel Tiba‘ya geldik. Sordum iki gecesi
260 dr . Tamam dedik para peşin istedi 140 dr verdik üstü otel doları 2.35 den bozduğu için 51.06 $ eder 50 $ verdik birde 5 dr daha, 2.5 dinar geri
vermedi fazladan 2.5 dr vermiş olduk. Cemali ertesi sabah gelmesi için
tembihleyib gönderdik. Odamıza çıktık eşyaları bıraktık biraz dinlendikten
sonra çıktık ana caddede önce Medina’nın kapısına kadar yürüdük sonra ters
tarafa saat kulesine yürüdük. Kuleye yakın bir kahvede oturup kahve içtik 7 dr
verdik. Saat dokuzda otele döndük.
Tiyatro binası15 Ekim
Bu gün Kartaca’ya ve Bardo müzesine gidilecekti ben gitmedim. Cemal sabah 8.30 da geldi
Nihani ile gittiler ben odaya döndüm Fas haritalarını internetten indirdim
dinlendim 11.30 da dışarı çıktım saat kulesine doğru yürüdüm bir büyük uzunca çadır kurmuşlar. Tunusun
her bölgesinden gelen kadınlar tezgahlarında özel ürettikleri malları
satıyorlar. Oradan Habib Burgiba bulvarına paralel yola girdim karşıma bir AVM
çıktı süpermarketine girdim.
Bağımsızlık Meydanı; Cathedral of St Vincent de Paul and St Olivia of Palermo ve İbn-i Haldun heykeli
Saat 12.45 de otele döndüm Nihani 2 de geldi. Çıktık Medina'ya gittik saat beşe kadar dolaştık dükkanlar kapalı olduğu için fazla geç kalmadık döndük. Kuzey Afrika ülkelerinden sadece Tunus’ta Cuma yerine pazar günleri tatil. Medina'yı gezerken yeşil kubbeli iki bina gördük üzerine Fransızca tamirat dolayısı kapalıdır yazıyordu biz merakla bakarken bir ihtiyar koştu geldi kapıyı açıp bizi buyur etti. Biz Osmanlı eseri olacağını tahmin ettik adam meğerse bizi tüm Tunus Bey'lerinin kendileri, eşleri, aileleri hatta vezirlerinin kabirlerinin olduğu türbeye sokmuş. Oda odaya açılıyor, duvarlar rengarenk geometrik veya çiçek motifli çinilerle bezenmiş tüm içini gezdik resimler çektik. Adam Fransızca konuşuyor tam anlamıyoruz. Anladığımız kadar burayı tamirat var deyip kapalı tutuyorlar. Adam da Burgiba diktatör deyip duruyor. Mezarların baş taşları ince Arapça yazılar da bizimkilere benzemiyor okunmuyor adam birkaçını okudu anlamadık. Epey bize dil döktü zor ayrıldık . Bozuk yoktu 10 dr verdik sonra hiç paramız kalmadığı için adamdan su almak için bir dinar dilendik.
Çıktık
Zeytuniye camini tesadüfen bulduk
girdik fotoğraflarını çektik . Medina’dan sonra çıktık süpermarketten büyük su
aldık yarım dinar. Otele geldik az dinlendik yemek için çıktık kalabalık bir
yer vardı adı Panorama imiş dışarda yer yok demek ki çok tutulan bir yer. İçerde
boş masa var içerden tezgahta ekmek arası shawarma aldık benimkine sadece et
koydurduk. Bir kola bir limon suyu 11.30 dr tuttu, bedava. Yemeği bitirip
dışarda bir masa bulduk iki Amerikan kahve içtik sigaralarımızı tellendirdik 4
dr verdik. Biraz daha oturup Otelle döndük. Semine ile konuştum çektiğim
fotoğrafları gönderdim. 23.15 de yattım.
16 Ekim 2017 Tunus'tan Kazablanka
Sabah
yedide kalktık. Kahvaltı sonrası evvelce rezervasyon yaptırdığımız taksi 8.15 te
geldi. Normal sayaçlı taksi 5 dr civarı yazıyor bunu ise evvelden ayarladığımız
için 10 dr 'ye götürüyor. Trafik problemi olur taksi bulamayız diye geceden
ayarlamıştık. Saat dokuza doğru Tunus-Kartaca Havaalanı’na vardık. Elimizde
kalan paraları verip dolar veya avro almak istedik, nereden bozdurduğumuza dair
receipt'i istediler birde hangi bankadan bozdurduysan ancak o banka alıyor. Bizim
ikinci defa bozdurduğumuz bankanın havaalanında şubesi yoktu yani elinde büyük
para kalsa yandın. Bozuk 7 dr civarında parayı nereye koyduğumu bulamadım kağıt
olarak 15 dr vardı verip 5 dolar veya 5 avro alalım dedik ellerinde de 50 avrodan
küçük kupür yok. Ya allahım sabır küfür üstüne küfür.
Neyse içeri girip Dutyfree
den bir şey alırız dedik en ucuzu çocuk için şeker Haribo. Baktık yarım litre
su 3.5 dr. aldık dört şişe su oldu, hem de yollarda susuz kalmadık. Uçağın kalkış
saati 11.35 idi herkes bindiği için 11.10 da kalktık. Yol 2 saat 20 dk. sürdü. Yolda güzel bir de yemek
verdiler.
Uçaktan
13.30 da indik. Pasaport işleminden bir saatte zor çıktık, hemen 50 dolar bozdurduk 446 dirhem
verdiler. Enformasyonu ararken gördüğüm banka şubesinde
9.15 ten bozuyordu doları. Yani 457.5 alacaktık. 10.5 dirhem zararımız oldu.
1 drm= 40 kuruş (2017 ekim)
Havaalanından çıktık. Tren varmış, nerde deyince havaalanı içinde dediler tekrar kontrolden geçerek içeri girdik alt kata indik. İki bilet El -Cadida dedik hemen verdi 80+80 drm . Casa Oasis’de bir durak sonra inip aktarma yapacağız. Elektrikli tren Emory hız yapıyor vagonlar pek temiz değil. 15.32 tam saatinde geldi genellikle rötar yapmaz ama 10 dk. önce veya sonra da gelebilirmiş. Aktarma istasyonuna 16 da geldik 45 dk. bekledik. El Cadide'ye tren 16.57 ama 16.47 de geldi belki de Nihani listeye yanlış baktı. Son durak el-Cadide’de indik, şehre gitmek için ancak taksi varmış. 20 drm. verdik medinanın içinde bir otel ismi “Maison d’Hotes de la Cite Portugaise” diye bir otel. Medina'ya da Cite de Portugaise diyorlar. Ana giriş kapısından girince sağdan dördüncü sokak içindeymiş. Bulduk, biraz pazarlıkla 280 drm kabul etti Bookingcom’da da bu kadar deyince.
Ertesi gün için Essauira’ya
otobüs bileti almak için otelden telefon ettik. Bileti gidip yerinden almak
lazımmış. Dışarı çıktık medina çıkış kapısı karşısında sokaklar pazar yeri
herhalde gündüz sıcak olduğu için herkes gece alışveriş yapıyor. Yüzlerce metre uzunluğunda yollar pazar
yeri . Yarım kilo muz aldık 5 adet 5 drm verdik. Zeytin peynir alalım
dedik sabah kahvaltısı için bir de iki yuvarlak ekmek aldık 1 drm. Kale çıkış
kapısı yanında Bim diye tabela vardı
okun istikametinde yürüdük polise sorduk bilmiyor uzakta dedi. Biraz
sonra Nihani mağazayı gördü. Saat 9 a 10 var açık halâ hemen girdik. Siyah çay,
kavanozda turşu, yeşil zeytin, lavage kiri üçgen peynir aldık 32... drm
tuttu. Otele döndük. Aklımıza bilet takıldı tekrar çıktık 25 drm’e
git-gel bir taksi tuttuk gittik biletimizi aldık 100’er drm. ~11 $ eder. 23.30
da yattık.
17
Ekim
Akşam
Nihani saati sabah 7’ye kurmuştu ama
saatler otomatik olarak bir saat ileri alınınca alarm 6 da bizi uyandırdı.
Kalktık tekrar yattık. Saat 7 olmasına rağmen etraf zifiri karanlık saat
sekizde biraz aydınlanmağa başladı kalktık. Nihani aşağıdan çay yapmak için iki
bardak su kaynatıp getirdi aldığımız nevale ile kahvaltımızı yaptık . Saat 8.45 te çıktık hava bulutlu puslu. Henüz herkes uykuda. Önce kalenin etrafında
dolaştık tekne indirilen koyu resimledik. Sonra kalenin sol tarafında
mendireğin ucuna kadar yürüdük. Kalenin karşıdan fotoğraflarını çektik döndük
bir saat geçti. Kale içi medinada sokakları dolaştık. Surların üstüne çıktık.
Saat oldu 11, yarım saat daha oyalanmak için otelin sokağındaki kültür evinin
terasına çıktık birer kahve ile sigara tüttürdük. 25 drm verdik.
11.30’da
kalktık otelden eşyalarımızı topladık ayrıldık. Kale kapısından çıktık bir
taksi dolmuş niyetine çalışan arabaya atladık 10 drm. verdik. 12.50 de garaja
vardık. Otobüs Kazablanca’dan
gelecekmiş bekledik ben dolaşırken içerde bavullar olan bir yer gördüm kapı
yanında Fransızca “CTM otobüsün hareketinden
yarım saat önce bavullarınızı teslim edin” diye yazıyor. Hemen çantalarımızı
getirdik verdik ikisini tartıp etiket yapıştırdılar fişini de verdiler 5’er drm
aldılar. Otobüsü peronda beklerken adamın biri geldi açım para verin diye
tutturdu Nihani de 10 drm verdi adam
aldığı gibi parayı toz oldu . Halbuki gel deyip adama para yerine yemek almak
gerekirdi. Otobüs yarımı 10 geçe geldi. Bindik kalktı 45 dk. sonra otoyoldan
çıktı bir benzin istasyonunda 20 dk mola verdi. Etraf epey kalabalık arabalar
otobüsler bir de o kadar insanın ortasında tankerin biri durmuş yakıt
boşaltıyor depoya. Dükkanlardan biri kasap, et alıyorsun yandaki kafeteryada
pişirttiriyorsun. Saat 3 te otoyoldan
çıktık Safi’ye geldik. Safi girişi hafif meyil denize doğru güzel ve temiz bir
şehir. Çıkışta kestirme yoldan N1 yoluna çıktık. Sebt Gzoula ya. 108 km daha yolumuz
var hız da yapamıyoruz.
Araçlardan
atılanlarla etraf çöplüğe dönmüş, tarlaları naylon torba ve şişelerden korumak
için etrafına ya duvar örmüşler veya kaynanadili ekmişler. Rüzgarla
gelen çöpler tarlaları mahvetmiş. Akşam altıda Essauira’ya vardık. Bir taksi tuttuk medinaya 20 drm’ye olur dedik.
Yolda öne birisini aldı burada taksi dediğin dolmuş. Medinanın kapısına Bab el-Sbaa geldik biz sağımıza
solumuza bakınırken biri geldi good hotel vs dedi takıldık peşine. Girişin 150
m ilerisinde sol köşede saat kulesinin karşısında Avenue du Caire üzerinde Riad
Autentic diye bir otele götürdü 450’den başlayan pazarlık 300 drm de bitti. Bu konuda Nihani çok tecrübeli. Çantaları bıraktık, doğru Bab el-Marsa’dan
çıkıp kalenin önündeki limana gittik hava kararıyordu limandaki karmaşayı biraz
gözlemleyebildik. Büyük meydanda (Mulay Hasan) balıkçılarda yemek yiyelim
dedik. Çeşidine göre balıkların 250 gramı
35, 40, 50 drm civarında. Sardalye 20 drm gramı yok. Pazarlık ettik salata ve
içecekle beraber 70 drm vereceğiz. Seçtik 15 adet adam ızgara tarafına attı balıkları. Tabaklarda altışar
sardalye geldi . Ne yaptılar bilemeyiz galiba porsiyon hesabı ve evvelce
sorduğumuz iyi bir yerde 6 sardalye bir porsiyon 45 drm demişti. Herif ne
pulunu ayıklamış ne içini, içinin acılığı balığı ziyan ettirmiş. Çıktık Beşiktaş
maçı veren yer var mı diye herkes Real Madrid maçını seyrediyor. Otelin
hizasında Bira içecek bir yer bulduk birer Casablanka birası ısmarladık
internet de varmış maçı da seyrettik. 100 drm verdik 10 drm de bahşiş.
18
Ekim
Sabah
sekizde kalktık. Terasta yaptığımız kahvaltı sonrası önce limana gittik seferden
dönen tekneler ve teknelerden boşaltılacak deniz ürünlerini uzaklara götürecek
frigofrik kamyonlar, kamyonetler, el arabaları keşmekeş ama mavi renkli kayıklar
az onların hepsi denizden dönmemişler. Sonra çarşıya girdik. Medinanın doğusundaki Bab el-Doukkala kapısı dışındaki meydana kadar Avenue Muhammed Zerktuni’den yürüdük yolda bir kahve moĺası verdik 10’ar
drm tanesi. Dönerken ara sokaklarda bit pazarına rastladık tam bir çöplük.
Ayrıca tamir edilen yolda büyük bir avlu varmış. Acıkmıştık ara sokaklarda Ayşe
diye birinin güvecini yedik iki su ile birlikte 70 drm verdik. Saat üçe doğru
meydana bakan kahvede Patisserie Driss’de
oturduk, çay varmış ilk defa doğru dürüst bir çay içtik, kırk drm verdik. 4 e
doğru uykumuz geldi otele gittik biraz dinlendik.
Çıktık
hediyelik almak için duvar dibindeki yolda giderken meydanda Nihani hediyelik
ahşap minyatür bir kapı aldı. İki kanadını açınca içi aynalı pazarlıkla 50 dr
ben de heveslendim aldım. Kutu için en sona kadar yürüdük oradan 25 drm’ye
içine ancak yüzüklerin sığacağı kadar 12-13 cm çapında altıgen bir kutu aldım.
Nihani de işlemeli büyük bir kutuyu 200 drm’a aldı. Sonradan ben büyük kutu
almadığıma pişman oldum. Yapım merkezi burası olduğu için, diğer şehirlerde fiyatı iki mislinden fazlaydı. Akşam güneşinin
batışını seyretmek için limana koştuk bol fotoğraf çektik. Akşam yemek yemedik
yatarken bir reflör içtim.
19
Ekim
Sabah
yedi çeyrekte kalktık. Kahvaltı ancak 8.30 geldi ben bir iki kıtır ekmeği balla
atıştırdım. Otobüsün orada 8.45 te olacağız. Otobüs zamanında hareket etti, bir
saat sonra yirmi dakika mola verdi. Saat 12 civarında Marakeş Otogar'a ulaştık. Geçtiğimiz yollar ve caddeler çok temiz
geniş ferah ve yüksek bina yok. Tüm evler kına boyası renginde. Jaipur’a Pink
City diyorlarsa burası da Red City olmayı hak ediyor. Önce garın yanındaki Cafe Venezia’da oturduk birer duble
kahve ısmarladık 33’lük su ile birlikte 18 drm. İnternet de varmış. Hem
kahvemizi içtik hem medina içindeki otellere baktık. Sonra bir taksi ile
anlaştık 25 drm’ye medina ya götürecek. İndik adam 30 drm istedi, verdik.
Cuma el Fna Meydanı’na çıktık Mulay Raşid yoluna girdik Nihani baktığı oteli araken
sola birinci sokağa saptık sağda bir otel Central
Palace girdik sorduk pazarlık sonrası geceliği 200 drm’e anlaştık. Resepsiyonda
gezilerimizi de ayarladık. Yarın Ourika
Vadi gezisi günü birlik 130 drm ertesi gün gece kalmalı Zagora gezisi kahvaltı ve gece yemek dahil
450 drm . Bizimle meşgul olan çocuk Meknes’e
sabah 9 gibi giden treni de ayarlayacak fiyatını bilmiyor 200 drm civarı
olabilir. Dört gece kalmalı ve geziler dahil toplam 1960 drm tuttu. Tren bileti
için 340 drm avans verdik. Elimizde 1500 küsur drm kaldı. Çıktık banka aradık
9.1 den bozuyorlar ama kapamışlar perşembe yarım gün olduğu için. Bir döviz
bozan yer 9.3 ten bozuyor 100’er dolar bozdurduk . Eşyaları odaya bıraktık
çıktık Kutubiye Camisi etrafında dolaştık. Sonra bir taksi ile Jardin Majorelle'ye gittik, 20’şer drm verdik giriş için. Burayı Y. Saint Laurent hayatta iken yapmış çok emek ve para harcamış. Bahçe ve
içindeki berberi müzesi için 70+30=100 er drm verdik. Y S L müzesine girmedik. Müzesi küçük, bahçede kaktüs koleksiyonu var. Epey de
kalabalık.
Saat 4 gibi bahçeden çıktık, çok yorulmuştuk 25 drm’a bir taksi ile Bab er Robb'a gittik. Bu kapının hemen yanındaki renkli seramiklerle bezenmiş Bab el-Agnaou kapısından medinaya girdik, yolda seyyar tezgahta nar sıkıyordu birisi, birer büyük bardak nar suyu içerek susuzluğumuzu giderdik 40'ar drm verdik. Girişin yakınında Mulay el Yezid Camii gezdik Caminin güneyinde içinde Ahmet el Mansur’un mermer sandukasının ve ailesinin de olduğu 12 sütunlu Saadian Mezarları'na gittik. İçerde aileden 60 kadar, dışarda bahçede de bir çok devlet ileri gelenlerinin mezarları var. Sultan Ahmed Al Mansur, hayatta olduğu kadar ölümde de müsrifti. "Altın kral" 16. yüzyıl sonlarına doğru Badia Sarayı'nı inşa ettikten sonra, mevcut bir mezarlığı bu muhteşem mezar kompleksine dönüştürdü, hiçbir masraftan kaçınmadı ve İtalyan Carrara mermeri ve saf altınla yaldız petek mukarnas ithal etti. Ahmed el Mansur 1603'te ihtişam içinde öldü, ancak birkaç on yıl sonra Sultan Mulay İsmail, seleflerini gözden ve akıldan uzak tutmak için etrafını yüksek duvarlar ile çevirdiğinden zamanla unutuldu, varlığından ancak 1917 yılında Fransızların uçak ile fotoğraf çekmelerinden sonra dünya haberdar oldu. Saat 16.20 de girdik giriş 10drm. 16.45 te kapanacakmış. Ucu ucuna gezdik. Beyaz renk hakim türbe içi hakikaten görülmeye değer. Çıktıktan sonra Önce Bahia Sarayı'na baktık tamirde imiş kapalıydı, ara sokaklardan yürüyerek el-Badi Sarayını aradık bulduk, saat geç olduğundan tabii kapalı imiş sonra tekrar geliriz dedik. Biraz yürüdük Cami ül Fena meydanına geldik. Meydanı biraz dolaştık yılan oynatıcılarının fotoğrafını çekersen hemen yakana yapışıyorlar 20 drm istiyorlar 10’a razılar 5 versen kızıyorlar. Meydana bakan bir Kafe'nin terasına çıktık bir şey içmek mecburi terasa girerken önce içeceğini seçip alıyorsun 20 drm ödeyip terasta fotoğraf çekiyorsun. Biz güneş batana kadar oturup fotoğraf ve video çektik. Sonra indik karnımız acıkmıştı bir pizzacıya gittik. Vejetaryen pizza ve patates kızartması ile iki kocaman portakal suyu 35+10+10=55 drm bahşiş ile birlikte 60 drm verdik. Yemekten sonra biraz dolaştık dokuz buçukta otele döndük.
20
Ekim
Bu
gün Ourika vadisine gideceğiz sabah 8.30 da hazır olalım. Yedi buçukta kalktık. Dokuzda
adam geldi epey ara sokaklarda vasıta girmediği için yürüttü yedi kişi topladı
otellerden. Caddeye çıkıp bir minibüse bindik gidiyoruz. Şehir harika açıklık
ferahlık evlerin tümü aşı boyalı. Karşımızda Atlas dağları en yüksek yeri 4165
m ile Afrika'nın Klimanjaro'dan sonra ikinci yüksek dağı. Saat 10 da devecilerin
yanında yarım saat kadar durduk . 4 kız geziye dahil diye develere binip tur attılar
deveci sonra 100’er dirhem isteyince bozuldular. Gezide kuzey Cezayir’den bir ana kız vardı , kızın yerel kıyafetler
ile fotoğrafını çektik. Yola devam ettik vadiye girmeden önce rampada Kasbah Tifirte’de bu sefer halı ve
antika takı satan bir büyük evde durduk. Tıklım tıklım eşya doluydu her iki kat
da.. Saat 11 de vadiye girdik 11.30 da Argan
yağı üreticilerinin yerinde durduk rehber eşliğinde üretim yerini ve tabii
satış yeri ziyaret edildi.. En sonunda Setti
Fatima (Yedi Fatima) köyüne geldik aracı bırakarak bir rehber eşliğinde
şelaleye gitmek üzere yola çıktık 45 dk. denen yol bir saat sürdü. Tepede kahvede
birer sade kahve içtik 40 dr verdik. 10 -15 dk daha tehlikeli tırmanışlar
yaparak kaskatları gördükten sonra çevrenin fotoğraflarını çektik, neyse ki
dönüş yolu hafif meyilli olduğundan kolay indik. Saat 14.45 te arabanın yanına
vardık. Karnımız acıkmıştı bir lokantada
önümüze koydukları 120 drm’lik menüde bir apetizer
bir main ve desert vardı, biz bir porsiyon istedik omlet, limonlu tavuk taji ve
karamele geldi paylaştık. Saat 4 te dönüş için minibüse bindik. Dönüş yolunda
bir berberi evini ziyaret ettik 45 dk. sonra bir Ourika köyünü gören yerde fotoğraf çekme molası verdik. Akşam 6 da
otele vardık. Yarım saat dinlendikten sonra çıkıp La Grand Balcon du Cafe Glacier manzaralı kahveye çıktık iki elma
suyu 50 drm verdik, zor bela kenarda bir masaya iliştik meydanın fotoğraflarını
çektik. Kalabalıktan sıkılınca biraz meydanda dolaştık otele döndük girişin
yanındaki bakkaldan sabah kahvaltısı için 2 drm’ye 2 haşlanmış yumurta aldık .
Erkenden odaya çıktık çektiğimiz fotoğrafları düzenledik hatıralarımızı yazdık.
21
Ekim
Sabah
altıda kalktık. Bu gün bir gece çölde kalmalı Quarzazate turu yapacağız. 7.20 de adam geldi bizi götürdü
kahveye oturttu bekleyin dedi. Giden az olduğu için arabaları birleştirdiler 8.30 da hareket
ettik. 11.20 de 2260 m yüksekten Atlas
Dağlarını geçtik. Tizi N‘Tichika’da
mola verdik. Arazi bazı yerde tamamen siyah bazı yerde kızıl, hiç ağaç yok her
taraf kayalık. Yolda yapım çalışmaları var. Asfalt yolun iki kenarına bisiklet ve motosiklet yolu için çizgi çekerek yer ayırmışlar.
Saat 13 e doğru Ait Ben Haddaou’ya geldik önce yemek yedik. Ben karışık sebzesiz tavuk kebap yedim 85 drm , Nihani “Menü1” aldı 115 drm portakal suyu 20 drm . Yemekten sonra köyü gezmeye çıktık bir saat dolaştık, adam başı 25 drm rehber parası verdik. Muhtelif yerlerde durarak fotoğraf çektik. Kerpiç evler ve duvarlar her sene tamir edilmediği sürece yavaş yavaş eriyor. Bu yüzden çimentonun 1950'lerin ortasında gelmesinden evvel terk edilen evler erimiş yok oluyor.
Draa vahasını saat
17 de resimledik.
Zagora’ya 18.20 de vardık. Çıkışta bir marketin önünde durduk adam başı bir buçuk litre su alın diye uyardı şoför. Baktık para kalmamış şoföre sordum bakkal alır dedi demek ki Fas’ta para bozdurmak hiç problem değil her yerde bir avroyu 10 dinara bozuyorlar. Şoföre 20 avro bozduracağım dedim ben bozarım dedi 200 dr verdi. Burada hiç mola verneden geçtik. 10 km gittikten sonra arabalardan indik. Develere bindik güneşin batmasına 15 dakika var . Nihani beli ağrıdığı için binmedi ben yürürüm dedi. Yol bir saat sürecekmiş. Tam bir saat on dakika sürdü. Yarı yolda karanlık bastı. Deveciler yolu ezbere biliyor. Güneşin battığı yerde yeni ay gözüktü. Etrafta uzakta köylerin ışıkları gözüküyor bir yol geçtik arabalar gidip geliyor ne biçim çöl dedik. Nihayet zifiri karanlıkta yarım saat daha gittikten sonra konaklama yerine geldik. Kara kıl çadırları dairesel dizmişler ortada ateş yakmak için bir ateş yeri yapmışlar, birde çadırların arasına yemek salonu olarak kullanılan büyük bir çadır koymuşlar. Tuvalet ne yapacağız dedik ben gittim kumlara hacetimi giderdim. Meğerse karanlıkta fark etmemişiz veya söylediler biz anlamadık arkada ayrı bir çadır varmış lavabolar ve tuvaletlerin olduğu. Gece elbiselerle yattık ama sabaha karşı çok soğuk yaptı. Üstümde mont var içime yün fanilayı da giymiştim ama nafile üşüdüm mecburen üstümüze kokuşmuş battaniyeleri örttük.
22
Ekim
Sabah
7 de uyandırdılar hava yeni ağarıyordu. Kalktık arkadaki kum tepesine çıktık
etrafı görüp fotoğraflayalım diye. 10 kadar çadırı numaralayarak dairesel
dizmişler. Ayrıca yemek çadırı, lavaboların olduğu çadır ve herhalde görevli
devecilerin kaldıkları çadırlar vardı. Çadırımızın arka tarafındaki kum
tepesinin arkasında açık alanda develeri gece bırakmışlar, kaçmasınlar diye de
sol ön ayaklarını dizlerinden bükerek bağlamışlar. Kahvaltı olarak margarin,
bir parça 4 te bir ekmek, bal ve iki çeşit reçel ile çay ve sütlü kahve
verdiler. Zeytin peynir kültürü buralarda yok. Belki var da pahalı diye
vermiyorlar. Zira daha sonra kuzeyde zeytin bulmuştuk. Kahvaltıdan sonra
toplandık 8.10 da yola koyulduk yarım saatte yolda bizi bekleyen minibüse ulaştık.
Dönüş yolunda vaha içinde dolana dolana Zagora’yı
geçtik.
Saat 9.50 de 10 dk mola verdik.
11.45 te Labirent diye bir yerde halı ve antikacıda 25 dk. mola. Burada da
her antikacıda gördüğümüz üzere gene Yahudi kültürüne ait bir çok eşya mevcut. Özellikle
Kuzey Batı Afrika (Fas, Tunus,
Cezayir) ülkelerindeki İspanyadan 15-16. asırda gelen Yahudi nüfus 1945 sonrası
Fransa'ya göç etmiş. 12.15 te Ouarzazate’de
eski şehir karşısında 10 dk fotoğraf molası verdik. Kasbah içine girip
gezemedik ama gezen epeyce yabancı turist vardı.
Saat yarımda Ourzazate’deki CLA Stüdyolarına
uğradık kapısından şöyle bir baktık. İçeri kimse girmek istemedi. Burası 2005
yılında Dino de Laurentis, Cinecitta Studios ve Sanem Holding ortaklığı ile
kurulmuş. Tarihi Televizyon ve sinema filmleri için büyük iki stüdyosu varmış. Ekim
ayında TRT çekim yapacakmış.
Ait
Ben Haddaou’ya uğradık sonra Draa
vadisinde vaha içinde zikzak çizerek yol aldık.
Akşam saat 18 de Marakeş’e vardık. Otele gidip odaya çıktık. Biraz dinlenip dışarı çıktık para bozdurmak için. Omer Riad altında para bozdurmuştuk bu sefer doları 9.26 dan bozdu 100 er dolar bozdurduk.
23
Ekim
Sabah 8.45 te kalktık otelin sokağında girişin yanındaki yerde yumurta zeytin peynir ve çay içtik. Cüzi bir para verdik.
Otelde elimizi ağzımızı yıkadık çıktık önce Dar Si Said’e 10 drm’e taksi
ile gittik . Sonra dericilere tannerie tanör diyorlar sorduk biri bizi aldı
götürdü epey yürüdükten sonra bizi başkasına devretti o bizi içlerine soktu iki
ayrı yere bir iki fotoğraf çektik sonra bir mağazaya dericilere götürdü
zoraki gezdik çıktık adama 50 drm verdik mecburen . Çok yorulduk bir kahvede
yorgunluk giderdik. 20 drm verdik. Çıktık birine Bahia Sarayı’nı sorduk bizi aldı iki otele soktu hakikaten
saray gibi içleri ona da 40 drm verdik aslında 20 kafi olmalı mademki müze gibi
yerlerin girişi 10 drm. Geldik Bahia
Palace’sı gezdik 10 drm çok güzel bahçe içinde bir saray.
Sonra Badii Sarayı’na gittik, giriş Kutubiye Camisi ile birlikte 20 dr girdik hiç bir şey kalmamış sadece temel duvarları var. Kutubiye Camii dediği ise sadece eski minberi getirip koymuşlar o kadar, yıkıntı için bu kadar para alınır mı ayıp oluyor diye. 1603'te 'Altın Kral' Mulay Ahmed öldüğünde burası Müslüman dünyasının en harika sarayı kabul ediliyordu. 1683 te Mulay İsmail buranın içini tamamen sökerek Meknes'e taşıyıp kendi sarayını inşa ettiğinden burası boş odalardan ibaret bir saray olarak kalmış.
Gezimiz bitti yakındaki Kalaycılar Meydanı’nda (Place des Ferblantiers) bir salaş
kahveye oturduk iki kahve iki su istedik yalaka bir garson lafazan 60 dr.'mizi
aldı. Dönüşümüzü kestirme Riad Zitoun
Lakdim üzerinden giderken Nihani hediyelik satan bir takıcıdan 235 drm ye güzel
bir hediyelik kolye aldı. Cami ül Fnaa
meydanına geldik. Benim aklıma da küçük çerezlik renkli tabaklar takıldı. Sonra
alırız dedik manzara kahveye çıktık girişte gazoza 25 alacaktı dün 20 den aldık
dedim adam verdiğim 50 drm’nin üstüne 10 drm geri verdi. Güneş battı güzel manzara kalmadı gecenin karanlık gürültüsü
devam ediyor, indik çarşıya girdik Rue
Riad Zitoun Lakdim’de dükkan sahibi herhalde Yahudi olsa gerek, ucuza 10 drm
den çerez koymak için 6 boyanmış tahta tabak aldım. Sonra evvelce gittiğimiz pizzacıya yemeğe gittik pizza
portakal suyu ve Nihani'nin ısrarı ile evveli gün yediğimiz yemekte garsonun
almadığı patatesin parası ile birlikte 90 drm verdik adamla biraz sohbetimiz
olmuştu o bile şaşırdı. Yiyemediğimiz pizzaları paketlettik meydanda bir kız
çocuğuna verdik. Suyumuzu 7drm’ye alıp odaya çıktık.
24
Ekim
Sabah
6 da kalktık. Bu gün tren yolculuğumuz uzun Meknes’e gideceğiz. Hazırlanıp
hemen çıktık. Tur minibüslerinin kalktığı caddedeki köşeye gittik. Çay ile
peynir bal ve yağlı sandviç yaptırdık. 36 drm verdik. Bir taksi ile 20 drm’ye tren
garına gitmek için anlaştık, evvelce 50 istemişlerdi, adama 22 drm verdim. Saat
8’e doğru peronları açtılar girdik oturduk. Güzel bir garı var. Tren zamanında
kalktı. Kenitra'da yarım saat geç
kaldı. Kenitra de la Ville’da Tanca aktarması yapacaklar indi saat; 14.25. Tanca treni 15.12 de imiş. Tren Kenitra’dan
sonra doğuya yöneldi Bab Tissera, Sidi
Mübarek Rdom ve Ayn Karma’dan
geçti.
16.30 da medinaya yakın olan Gare Al Amir Abdulkader’de indik. Bir taksiye 20 dirhem verdik medina için. Fazla otel göremedik, iki Riad'a baktık 350-400 drm istediler ama güzel. Nihayet ilk baktığımıza döndük. 300 drm’ye anlaştık. Riad Malak Guest Hotel. Ortada avlu boşluğu yok . Terasa çıktık hem dinlendik hem internete girdik. Saat 6 da otelden çıktık medina içinde dolaşırken gene biri gezdirmek için yapıştı. Bizi dolaştırdı sonra bir sinagoga götürdü. Sonunda da Bab Berdaina’da(Berdieyinne) bıraktı. 20 drm verdik savdık. Kapının fotoğrafını çektik. Otele dönerken yolda 4 muz aldık El Hedime meydanına çıktık. Gündüz tenha akşam Cami el Fnaa gibi kalabalık oluyor. Burası Marakeş'ten daha özgün, yabancı turist az. Meydanda yemek yedik pizza margarita 35 drm. Meydanın karşısında Sultan Mulay İsmail'in 18. asır başlarında eski şehrin ortasını yıkıp Kraliyet Sarayını (Kasbah) yaptırmasından dolayı meydanın adına halk tarafından yıkıntı manasına Hedim adı verilmiş. Görkemli kapının amacı savunmadan çok törenseldi ve ziyaretçileri etkilemeyi amaçlıyordu.
Bir taksici ile Volubilis’e kaça gidersin diye sorduk Volubilis
28 km oradan Fes'e 80 km 700 drm istedi pazarlık sonucu 500’e olur dedi. Adını
ve telefonunu aldık. Ertesi gün sabah 8.30 da arayacağız. Dönerken bir
tatlıcıdan tatlı aldık 4 adet 4 drm. Su aldım 7 drm. odaya döndük. Saat 9 oldu.
25
Ekim
Terasa çıktık. Sabah kahvaltısını saat 8 de demiştik 8.30 da ancak getirdiler. 9 da çıktık otelden, önce hemen otelin yakınındaki Ebu İnan (Bou Inania)Medresesi’ni gezdik. Adam parayı aldı bilet kesmedi 20 drm’yi cebe attı.
Dünkü gezdiren adam Bab Berdain
kapısında tam 10 da atlı tören var demişti inanmadık ama gittik hiç tören
durumu yok. Daldık ara sokaklara surların
kuzeybatı tarafından güneye doğru yürüdük Bab el Cedid (Yeni Kapı) ve Meknes'in en eski kapılarından biri olan
Bab Barima’yı (Bab Berrima) gördük. 11.30’da otele
uğradık. Çıktık meydana gittik çanak çömleklerin fotoğraflarını çektik. Sonra
Belediye binasının bahçesinden geçerek Lalla
bahçesini görerek Mulay Ismail
Mozelesi’ni ve kraliyet sarayi için gene kale kapılarından geçerek mozeleye
geldik ama kapalı tamirdeymiş. Sarayın etrafını duvar dibinden yürüyerek dolaştık
en az 4 km yürüdük. 14.30 da döndük belediye önüne geldik çok yorulduk. Meydanda yemek
yedik et ve meyva suyu , biftek yanında patates kızartma salata pilav 40 drm yazıyordu
50 aldı. Toplam 130 drm verdik.
Otele gittik yattık dinlendik.
17.20 kalktık meydana gidip
kahveye oturduk birer çay içtik. Hava kararana kadar birer de nane çayı içtik
şekerli ama fena değil . Yavaş yavaş naneli çaya alışıyoruz galiba. 55 drm
verdik.
Güneş devrilince kapıların resmini çektik. Gezgin satıcı bir ihtiyardan da 10 drm ye fıstık aldık. Saat sekizden sonra otele döndük. Otele bakan oğlana kahvaltıyı 7.30 hazırla diye tembih ettik. Yol hazırlıklarımızı yaptık 11 de yattık.
26
Ekim
Sabah
7 de kalktık. Kahvaltı sonrası telefon ile şoförü arattık yanlış numara çıktı. Oteldeki
çocuk başka bi şoför aradı 600 drm dedi mecburen kabul ettik. Çocuğa 30 drm
bahşiş verdik. 8.30 da Volubilis’e
gitmek üzere taksiye bindik yola koyulduk.
Önce Mulay İdris Kasabasında türbesini ziyaret ettik. 9.20 de İdris'in kabri bitti. Türbe kapısında Kur’an okuyan adama 10 dr verdik. 9.40 Volubilis’de gezmeye başladık. Giriş 10 drm. Tüm mozaikleri gördük de Nymph mozağini bulamadık. Yanlış tarafta aramışık. 12 de gezimizi bitirdik taksiye döndük.
Saat 13.30 da Fes’e vardık.
Nihani'nin internetten bulduğu Otel Dar Ahl Tadla’yı ararken bir çocuk bizi aldı başka bir otele götürdü. Güzel bir yer 350 drm’e anlaştık ama iki günlük yer varmış . Yanda Riad Rocco vardı sorduk zeminde dört yataklı bir odaya 600 drm istedi fena değil temiz kavga gürültü 350 ye anlaştık 3 gece için 1050 verdik. Getiren oğlana da 10 drm verdik. Eşyaları bıraktık doğru tannerie’ye gittik. Giderken yol üstünde küçük salaş bir yerde kuru fasulye yedik çok hoşumuza gitti birer kap daha yedik, ekmekle birlikte 20 drm verdik. Çatal kaşık kullanmıyorlar üç parmak arası ekmek sıkıştırıp fasulyeyi yiyorlar, zorla yandaki kahvehaneden birer tatlı kaşığı buldular.
Şehrin kuzeyinde turizm açısından en çekici yer olan dünyanın en eski belki de 1000 yıllık tabakhanesi Tannerie Chouara , Fes'te bulunan üç tabakhanenin en büyüğü. kapısına geldiğimizde hemen biri sizi gezdiririm deyip bir deri mağazasından içeri soktu çatıya çıkardı. Dört katlı binanın her katında çeşitli deriden mamul giyim ve kulanım eşyası mevcut. Çatıdan inerken satış yapmak için epey dil döküyorlar. Tannerie’yi dolaştıran oğlana 40 drm verdik savdık. Tannerie gezdirmenin rayici 40 drm imiş. Gölge vardı iyi fotoğraf çekemedik. Yarın tekrar geliriz dedik.
Akşam
Talaa Sagir (Sagir küçük demek
karşıtı; Kebir, bu yola hemen hemen paralel giden yolun adı Talaa Kebir) yolu
üstündeki kahvede naneli çay içtik su ile birlikte 26 drm. verip otele döndük.
Banyo yapıp erkenden yattık.
27
Ekim
Sabah sekiz çeyrekte kalktık terasa çıktık ama 9 dan evvel kahvaltı yok diye inat ediyorlar. 9 a doğru çatıya çıktım mutfağa baktım her şey hazır kahve de mis gibi kokuyor amma saat 9 olmamış. Kahvaltı sonrası tekrar gittik Chouara Tannerie tanör dedikleri yere ama gene gölgeli saat 12 de gölgesiz olabilir. Birkaç fotoğraf çektik çıktık, yolda birisi gene peşimize takıldı. Başka bir Tanör var oraya götüreyim diye. Gittik binaların teraslarında epey dolaştık. Fotoğraflar çektik. Chouara Tannerie’den daha küçük bir yer. (Sonradan isminin Mousso Tannerie olduğunu öğrendim) Gardiyan diye biri geldi zorla 40 dr verdik. Herifler soyguncu. Neyse çıktık saat 10.30 civarı. Haritada Nihani'nin işaretlediği yerleri gezdik Rue Saffarin, Karaviyin Üniversite Camisi (Şehrin en büyük camisi. olup Tunus’tan iltica eden Fatima al-Fihri adında zengin bir kadın tarafından 9. yüzyılda yaptırılmış. 10.-12. yüzyılda genişlemiş ve dünyanın ilk üniversitesi olmuş), Al Attarin Medresesi. Adı “ıtriyatçıların medresesi” anlamına gelen el-Attarine Medresesi, adını Fez'deki tarihi bir baharat ve parfüm pazarının girişindeki konumundan alıyor. Ancak çevresindeki yoğun çarşıdan farklı olarak, el-Attarine Medresesi alışılmadık derecede sakin bir yerdi, El-Attarine Medresesi, 1323-1325 yılları arasında Marandi sultanı Ebu Said Osman II tarafından yaptırılmış, Mulay İdris Zaviyesi, Neccarların müzesi ve Hanı (marangozlar).
Yolda içine krem sürülmüş iki uzun badem kurabiyesi tanesi 3 drm‘den aldık çay için sonra yer aradık. Fes el Bali, Ebu İnaniye Medresesi, nihayet Bab Boujloud’ın (Mavi Kapı) tam karşısında kahvede oturduk çay içtik giren çıkanı seyrettik. Chefchaouen (Şafşaven)’e taksi sorduk 800 drm istedi yok deve, dolmuş dedik umursamadılar. Herifler nereden kalktığını söylemiyorlar, çaya 22 drm verdik 2 drm’i servis parası imiş. Bir sigara sordum tanesi 2 drm paketi 40 drm, bir paket sigara aldım Winston. Kalktık bahçe içinde eski bir saray olan Dar Batha’ya gittik saat 16.30 burası müze kütüphane imiş giriş yandan dedi adam, gittik 10 drm bahçe etrafında ön ve arka odalarda etnoğrafik eşyalar ve efemera var. 5 te kapanıyormuş eşyaları ve belki de Osmanlıyı ilgilendiren bazı efemerayı iyi inceleyemeden çıktık. Dar Batha 1873-1894 yılları arasında hüküm süren Sultan I.Hasan zamanında Sultanın misafir ağırlama yeri olarak yaptırılmış. 1913-1915 yıllarında Fransızların işgalinde Fransız himayesinin temsilcileri tarafından işgal edilmiş, 1915te Fransızlar Rabat'a taşınınca müzeye çevrilmiş. Çay molasından sonra Bab Boujloud’dan surların dışına çıktık. Şafşavan dolmuşları karşı kaldırımdan kalkıyormuş. Karşıda mezarlığın yanından hafif rampadan Aveni des Merinides caddesine çıktık. Sağa Borj Nord'a (Kuzey Burcu) doğru yürüdük. Biraz daha ilerde Shpigel seyir taraçasına geldik kuvvetli soğuk rüzgar vardı fazla duramadık ama şehrin fotoğraf çekmek için manzarası güzel. Dönüşte duvarı atlayıp tepelerden aşağıda gördüğümüz otobüs terminaline gittik. Safşaven otobüsünü sorduk 4. kontürde sabah saat 6, 7 ve 8 de varmış sonra da 12 de.
Shpigel seyir yerinden Fes'in umumi manzarası.
Döndük
Bab Mahruk’tan içeri girdik Bab Chorfa önünde meydanda bit pazarı
kuruluyor Chorfa kapısından içerlere
girmek istedik, oturan bir adam ikaz etti öbür taraftan diye dinlemedik girdik
biraz ilerledikten sonra baktık yol sarpalaşıyor emniyetli değil vaz geçtik döndük bildiğimiz
yoldan geri döndük. Önce sur dibindeki Talaa
Kebir yolundan girdik pazarda safran sorduk. Nihani 20 drm’lik kutunun iki tanesine
30 drm vereyim dedi sonra 3üne 50 drm’ye anlaştık. Adam Türk olduğumuzu öğrenince
ikide bir Erdoğan diyen adam birer de 15 drm’lik safran attı paketin içine. Böylece
Erdoğan işimize yaradı. Boujloud kapısı arkasında ara sokakta yan yana
lokantalar var. Chez Rashid ‘de oturduk
birer et şiş ile portakal suyu içtik (40+20)=60×2=120 çocuğa 10 dr de bahşiş
verdik. Yemekten önce bir soslu zeytin tabağı ile birer mercimek tabağı
getirmişti.
Tekrar
otelimize giden Talaa Sagir yolu üstündeki kahvede nane çayımızı içip
suyumuzu aldık 26 drm.
28
Ekim
8.30
kalktık dokuzda kahvatı başladığı için acele etmedik. Kahvaltıda margarin, iki
çeşit reçel ve baldan başka bir şey yok. Omlet yapmış tadı bir tuhaf yağ peynir
ve zeytin hak getire. Ekmek, pişi, ve gözleme gibi bir şey var kahvaltıda bir
de portakal suyu ve kahve..
Cedid Fes'e doğru yola çıktık. Otelin
sokağından yukarı çıkarken sola Rue Sidi el Khiyat sokağına doğru geçtik. Batha meydanına çıktık buraya gelirken
özel okulun servisleri geliyordu demek ki zenginlerin okulu. Düz devam edip dört
yol kavşağından kuzeye döndük Jnan Sbil
bahçesine gittik parktan geçip Bab
Dekkain'i ve Bab Mechouar
kapılarını gördük. Güneye doğru yürüdük sağa saptık Palais Royale dar el Mahkzen'e
geldik saray kapısının fotoğraflarını çekmek yasak. Bab
Dekkakin sonra parktan yürüdük Bab
Mechouar‘dan çıktık solda mahalle arasına daldık (Quartier Moulay Abdullah) çıkmaz sokaklardan sonra ayni yere geri
döndük bir kahvede oturduk kahve ısmarladık, turistik bir yer olmadığı için kahvenin yanında birer bardak su da getirdi.
Yeni
şehre doğru yürüdük. Grand Rue de Fes El
Cedid‘den yürüdük. Semmarin Medina
kapısından geçip çok şık bir caddeye ve Mellah
(özellikle 19. asır başından sonra Fas’ta yaşayan yahudilerin topluca
oturdukları semt) mahallesine çıktık Derb el-Mellah caddesi üzerinde solda çıkmaz kısa bir
sokak içinde Aben Danan sinagogu
vardı içeri girdik bakıcı adam başı 20 drm istedi biz vazgeçtik fotoğraf da çekmedik
çıktık. Yolun sonuna Bab al Amer’e
kadar gittikten sonra kestirmeden Kraliyet
Sarayı’nın kapısınına Bab L’Makhzen gittik burada fotoğraf çekmek serbest
askerlerle beraber fotoğraflar çektirdik.
Dönüş yolunda Carrefour'a uğradık
bir Fas sigarası aldım 22 drm. Sonra AVM yi
dolaştık. Karnımız acıkmıştı; Pizza Hut da pizza, çay ve cola 86 drm tuttu 5 de bahşiş verdik.
Avenue Hassan II. iki taraflı ağaçlıklı bulvarın başında aslan heykeli vardı, sonuna kadar yürüdük. Sonundan otobüsle dönelim dedik
bekledik otobüs gelmedi duraktaki
kadınla bir taksiye bindik 11 drm tuttu 15 verdim. Kadını da Medina’ya götürmüş
olduk. Bizi Medina’nın en aşağı noktasına bırakmış yukarı yürüdük iki kurabiye
aldım 2 dr içinde az badem var. Otele dönüş yolunda ayni kahvede oturduk naneli
çay içtik su aldık 26 drm. Gezimizin sonuna doğru galiba naneli çayı sever olduk.
Yalnız bir mahsuru kalın büyük bardakla, içinde üç dört yapraklı nane dalı ile
getiriyorlar bardağın tutacak yeri yok elin yanıyor soğutup içmek gerekiyor.
29
Ekim
Sabah
6.45 te kalktık. Hemen giyindik çıktık. Kahvaltı yok
ahlaksız herifler hayatları üç kağıt insan akşamdan gideceksiniz deyip kumanya
hazırlar. Herkes dilenci herkes para peşinde kolunu çekiştiriyor garsonlar
önünü kesiyor sana yol göstereyim diyor para istiyor dükkanın resmini
çekiyorsun para istiyor hepsi para peşinde. Bu Arap kültürü, sen Müslümanlığı
kabul ettiysen eğer bu kültürü de kabul etmiş oluyorsun. Bazı prof.lar işidin
yaptığı doğru diyorlar haklılar. Müslümanlık ile Arap kültürünü birbirinden
ayıramazsın.
Yolda cüzdanımı nereye
koyduğumu bulamadım aradım telaşlandım az oyalandık. 7.30 da garaja vardık 60
drm den Şafşaven’e (Chefchaouen) iki bilet aldık. Otobüs 8’i
beş geçe kalktı.
Yol boyu etraftaki
tarlalar siyah topraklı çok verimli. Her yer yeşil. Öğlen 12 civarı vardık,
saatleri bir saat geri almışlar şaşırdık saatlerimiz sekizi gösteriyor cep
yedide. Garaj şehrin epey aşağısında 4 km yol tam dik yokuş 30 istedi 20 drm
verdik merkeze kadar. Hemen biri yanaştı 'gut prayz, şav vifi sayıyor. Nihani
hemen atladı üstüne ben kahve içeyim sen bak dedim. Kahve 5 drm Biraz sonra adam
geldi 200 drm’e anlaştılar dedi sırıtarak. Gittik şimdiye kadar kaldığımız en
berbat yer. Eşyaları bıraktık çıktık. Şehirde düz yer sadece ortadaki meydan
bunun haricinde bütün binalar meyilli arazide iniş çıkışlar hep merdivenli. Önce
meydanda bir yemek yiyelim dedik. İki spagetti Bolonese (60) bir salata (20)
ısmarladık. Nihani de illa nar suyu istedi. Nar
suyu yerine sütlü bir şey getirdi, az içti, olmadı dedi adam gitti bu
sefer narı iç kabuğu ile mikserden geçirip getirmiş tabii acılaşmış. Onlara da
40 drm verdik hesap çıktı 120’ye. Neyse farkı ödedik. Şehri boydan boya
dolaştık sokaķları indik çıktık. Çay içtik 8 drm. Kurabiye aldım, 1 drm
tanesi, bademli zannettim değilmiş ama güzeldi. Güneş batmadan önce karşı
yakaya geçtik şehrin manzarasını fotoğrafladık. İniş çıkış esnasında pasta
satan dükkandan dört kruvasan aldık biri Nihani için 3 ü benim için. Birer de
şimdi çay için. Döndük meydanda çay içtik 10 drm. Saat sekiz gibi otele döndük.
Gece çok soğuk yaptı. İçime yün fanila ve kalın montu giysem de üşüdüm. Gece
Semine ile görüntülü konuştuk.
Mavi Şehirden görüntüler
30
Ekim
Sabaha
karşı saat 5 de minareden avaz avaz Arapça konuşma ve sonra ezan başladı. Mecburen
kalktım terasa çıktım sesi kayda aldım, kur’anı bizdeki gibi ahenkli
okumuyorlar, bu arada Nihani de kalktı. Çay için su kaynattık çay içip kruvasanlarımızı yedik. Giyinip çıktık meydandan taksi ye 15
verdik garaja indik. Yokuş aşağı olduğu için ucuza götürdüler. 6.30 da
garajdaydık. Biri bizim bagajları aldı otobüse koydu 60 drm bilet parası dedi
gelin bilet bende yazıhanenin adamı zannettim. Gittik 50 verdi 10 üzerini aldı
ben sorunca bagaj parası dedi. Otobüs epey boş
kalktı. Yolda doldurdu bir saatlik yolu iki saatte aldı. Yolda dağdan inerken
aşağıdaki ovayı sis basmış idi çok güzel manzaralar arasından ovaya indik. Saat
9 da Tetouan'a vardık. Berberi'ce Tittawin gözler manasındaymış mecazi olarak da suyun
gözü anlamına geliyormuş. Taksiye binip medinaya götür dedik bizi götürdü
modern şehrin İspanyol stili binalarının olduğu Muhammed V. caddesinin başına bıraktı. Bu cadde yaya yolu olarak
ayrılmış. Medina doğuda kalıyor caddeden yürürken bir iki otel gördük sorduk
tuvaletsiz duşsuz ucuz oteller. Medinanın kapısına kadar yürüdük sonra Meydanın
güney tarafındaki yolları yürüdük doğru dürüst bir otel yok. Sonunda taksiden
inince bize takılan simsarın söylediği Afrika oteline gitmeye karar verdik.
Giderken Hotel Regina’ya rastladık.
Nihani baktı duş kolunun yeri yok dedi , olsun duş olsun da . Fiyatı makul 230 drm
hemen çıktık eşyaları bıraktık hazırlandık indik. Doğru Medina’ya girdik.
Her yer çarşı pazar. Medina’yı
keşfetmek için başladık yürümeye önce Meydandan Bab Ruah kapısından Medina’ya
girdik. Bab Jiaf'ı bulduk sonra Sidi
Saidi Camisi ve kapısı güneye doğru yürüdük Bab Okla’da oyalandıktan sonra meydana döndük yakınında bir
lokantada yemek yedik. Tekrar medinaya daldık. Mahalle arasında gezerken
dericilerin orada bir açıklık bulduk çay içtik iki çaya 6 drm verdik. Yanımıza
bir adam yanaştı, bizi gezdirirsen kaç
para istersin diye sorduk ısrarla para istemediğini söyledi, bizi Otel
olarak kullanılan Hotel Riad Dalia’ya
götürdü gezdik üst kat teras şehir manzaralı oturduk birer kahve de içtik
resimler çektik. İnişte ofisteki çocuğa sordurduk bizi Kasbah'a götürürse ne istiyor diye 100 drm istedi 70 veririz dedik
kabul etti. Kahve parasını 20 dr olarak ödedik. Çıktık adam bizi önce Tannerie’ye götürdü sonra Al-Harraquia Zaouia, Sidi Al-Baraka Zaouia ve Kasbah kaleye götürdü, kalenin güney
yamacını dolaşarak batısındaki giriş kapısına geldik sonra doğu tarafına dolanarak
mezarlığın tepesinde şehri kuş bakışı gören seyirlik bir yerde fotoğraflar
çektik. Kasbah 1307 tarihinde Merenid sultanı Abu Thabit tarafından yaptırılmış. 1913 İspanyol istilasından sonra
1956 tam bağımsızlık tarihine kadar Tetuan Fas’ın başşehri gibi, Kasbah da bu
tarihlerde İspanyol Sarayı olarak kullanılmış. 1997 yılında korunmak için Unesco
Dünya Miras Listesine alınmış. Medina’ya geri döndük. Çarşıdan geçerken sigara
için uzun çubuk aldım 20 drm ucu lüle de 3 drm idi para almadı. Yahudi
mahallesine (Mellah) gittik sinagogu
gösterdi kapalıydı içine giremedik. Güneş devrilmişti bizi artık Muhammed V caddesinde bırak dedik
bahşiş ile 80 drm verdik çok teşekkür etti ayrıldı. Caddede 100 $ bozdurduk
9.32 den. Sonra bir pizzacıda pizza, salata, hamburger yedik (35+25+15 salata).
Yemekten sonra karşı kaldırımda kahvede çay içtik. Bu yol boyunca yan yana bir
çok kafe var ama hep erkekler oturuyor. Saat 17.30’da kalktık caddenin başına Mulay el-Mehdi meydanına geldik. Google
haritalardaki ismi böyle ama herkes buraya Plaza
Primo olarak bilirmiş. Burada karşıda koca bir İspanyol kilisesi var Zafer Kilisesi (İglesia de Nuestra Senora
de las Victoria, Church of Our Lady of Victory) ve sağ tarafta kuzeye doğru
Ave. 10 Mai kalabalık bir alış veriş
caddesi gittik geldik tur attık. Hava kararıyordu saat 8’de otele döndük.
31
Ekim
Sabah
7 de uyandık. Hazırlandık çantalarımızı da
alıp aşağı indik. Otelin altındaki kahvede yiyecek bir şeyler varmış. Zeytin,
eritme peyniri, ekmek ve çay geldi. Ekmeği zeytinin yağına banıp yedik. Kahvaltı
36 drm tuttu.
Taksiye bahşişiyle 10+2 drm verdik. Tangier (Tanca) otobüsü 8.15’te imiş 15(+5 bagaj parası) verdik. Saat 10 da Tanca’ya vardık. Garajda Kasbah'a taksi 50 drm istediler. Yürüdük caddede sorduk 30 drm dediler sonra içinde kadın müşterisi olan taksi 20 drm’ye razı oldu, yol uzun ve dikmiş 25 drm verdik. Otel aradık Mokhtar diye bir Riad vardı baktım hep iki kişilik duble yatak var ve suit oda gösteriyorlar. 5 yıldızlı çok temiz ve lüks bir otel, fiyatını sormadım çıktım. Bir taksiye bindik bizi Kasbah'a götür dedik çok dik bir yokuştan çıktık Bab Kasbah Kale kapısında indik burçlar tamir ediliyordu, girdik sur boyunca aşağı limana doğru yürüdük bir kapıdan çıktık önü deniz Bab Bhar etrafı seyir yeri. Döndük kale içine bir ağacın gölgesinde kahve bulduk birer çay ısmarladık garson çocukla ahbaplık yaptık iki çaya 20 bahşişle 40 verdik ki çantalarımızı emanet bırakacağız. Burada kalmaktan vaz geçtik, iki üç saat sonra trenle Rabat'a gideceğiz Hem böylece Rabat'ta iki gece kalıp daha iyi gezeriz diye düşündük.
Bab Bhar'dan surların dışına çıktık. Sur dibindeki merdivenlerden yokuş aşağı indik limanın önüne geldik. Caddeden biraz yürüyerek Medina'nın liman tarafındaki girişi Bab Dar Dbagh kapısından girdik. Giriş yanındaki güzel manzaralı Teras Burç Al-Hajoui’da iki askeri top vardı. Az ilerisinde Büyük Cami ve caddenin ilerisinde küçük bir meydan Petit Socco, Cafe Al-Manara da oturup çay içtik 10 drm den. İki de çukulatalı kek 3 drm den aldım Etrafta bir çok otel, pansiyon ve lokanta var. Kalabalık ve hareketli bir yer. Çantaları almak için medina içinden yukarı tırmandık. Kahveye geldik iki ton balıklı sandviç ve iki portakal suyu ısmarladık. Sandviçler gelene kadar ben gittim seyir yerinde fotoğraf çektim. Yemeğe 150 ve 20 de bahşiş verdik. Taksi bulmaya gittik gene arsızın biri takıldı burada taksi var ver çantanı taşıyım diyor çantaları elimizden almaya çalışıyor, gelen bir taksiyi durdurdu neyse bindik adam önce şoförün yakasına sonra bizim yakamıza yapıştı para diye, 3 dirhem verdik savdık. Gar epey uzakta imiş şoföre 20 yerine 25 drm verdik teşekkür etti.
Limandan Bab Dar Dbagh kapısından girip medina içinden Kasbah'a tırmanırken sokak arasında İbn-i Batuta'nın türbesini herhalde gördük ciddiye almadık o yüzden fotoğrafını çekmemişim.
Trenin saati 3.25 te, bilet 101 drm aldık, 3.20 de kapıları açtılar 3.35 de
hareket etti.
Saat 20.20 de Rabat'a vardık. Gar medinaya yakın
olduğu için yürüyerek gideriz dedik yolda da otele bakacağız. Gar önünde çok
geniş bir cadde var. Yolda gördüğümüz
otellere baktık beğenmedik. Caddenin sonundan döndük ikinci sorduğumuz Hotel de la Paix’e döndük. 260 dan 520
drm. İki gece kalacağız. Çantaları bırakıp çıktık. Renaissance diye çok kalabalık özellikle gençlerin bulunduğu bir
pizzacıya gittik ben ton balıklı sandviç ve
patates kızartması yedim, (17+7+7). Çıktık karşı kaldırımdaki Comedie Patissarie’de çay içtik 26 dr. Otelin altındaki büfeden de suyumuzu
aldık 6 dr.
1
Kasım
Sabah
7 de kalktık. Otelin karşısındaki yerde kahvaltımızı yaptık Yağda yumurta 2
eritme peyniri iki zeytin tabağı kıtır ekmek 38 drm. Çıktık önce taksiye atlayıp
Royal Palace gittik. Taksici ile
pazarlık ederken adam sadece bir kapıdan pasaportlarınızı gösterip
girebilirsiniz dedi. Bindik 20 drm verdik. Kapıdan girdik pasaportları alıp
kayıt yaptılar. Girdik burası büyük bir bahçe üç dört araba girişi için kapısı
var. İçerde geniş asfalt yollar bahçeler
var. Kralın sarayının kapısına geldik ama yaklaştırmıyorlar. Uzaktan resim
çektik. Sarayın karşısında da bir cami herhalde Kral cuma namazını orda kılıyor. Bu
büyük bahçe içinde birtakım binalar ve içerde dolaşan insanlar mevcut olduğuna
göre bakanlıklar var. Giriş kapısına yakın Lojman olduğunu sandığımız iki katlı
binalar da var balkonunda çamaşır asıldığından anlaşılıyor. Herhalde
muhafızların olabilir. Başka bir kapıdan çıktık. Yürüyüş mesafesindeki Necropol de Chellah’a gittik. Burası
Roma zamanı antik şehri üzerine binüçyüz yıllarında Merenid sülalesi tarafından kullanılmış bir mezarlık. Kale kapısı
gibi yapılmış süslü kapısı savunma amaçlı değil. Çıktıktan sonra Avenue Yakup al Mansur caddesinden Arkeoloji Müzesine gittik. Özellikle
ayrı bir binada bulunan heykel ve bronz eserler görülmeye değer tabii atlayıp
dışarı çıkmazsan. Hiç olmazsa bir ok işareti koymaları gerekirdi. Giriş 20 drm.
Kasbahın çıkışındaki Bab Oudaïa (Bab Oudaya) dan çıktık Bulvar Laalou‘dan yürüyerek Avenue Muhammed V caddesine girdik düzgün temiz bir yol bir kilometre sonunda medinadan çıkıp modern şehre ulaşıyor. Karnımız çok açıkmıştı gittik gene Renaissance Pizza’da (şimdi adı değişmiş Cafe La Scene olmuş, 2021) Ben mantarlı pizza ve portakal suyu içtim. 34+10 drm. Yemekten sonra karşı kaldırımda Comedie Patissarie'de çay içtik 26 drm.
2
Kasım
Acele
etmeden kalktık. Eşyaları toplayıp çıktık. Akşam çay içtiğimiz yerde kruvasan
gözleme yiyip çay içtik. Kruvasan ve gözlemeler 26 drm kasadan aldım, çayı
masada ısmarlayacağız. Çay 26 drm 30 verdik kıza sütlü çay getirdiği için az
kızmıştım diye.
İstasyona 9 da vardık 9.30 da Casa Port'a tren varmış. Yol bir buçuk saat kadar sürdü. Fas'ta son günümüz bir ayın sonunda iyi bir otelde kalmak hakkımız artık. Kasablanka’da Tren istasyonunun yanında yan yana üç büyük otel yapmışlar. Ibis, Novotel ve Sofitel en ucuzu Ibis 930 drm kahvaltılı. 12’ye çeyrek kala otele girdik. Kredi kartı verdim 103 dolar çektiler. Nihani bana 50 dolar verdi. 1.5 doları 13.5 drm den saydık. Hemen soyunduk yıkandık temizlendik temiz gömleklerimizi giydik çıktık. Hava serin montlarımızı da aldık. Otelin arka sokaklarında İstanbulluların açtığı MA-GU Turkish kebap evinde karnımızı doyurduk. Kazablanka'nın en meşhur Sinema/Tiyatro binası Rialto’ya gittik. Burada fuayede başrollerini Humperey Bogart ve Ingrid Bergman'nın yaptığı 1941 yapımı Casablanca Filminin afişlerini fotoğrafladık. Ana caddeden güneye doğru yürüyüp United Nations Meydanına ve Hasan el-Evvel'in caddesinden yürüyerek Cathedral Sacre Coeur gotik kiliseye geldik tamirde olduğundan güzel fotoğrafını çekemedik ama geldiğimizi belgeledik. Karşısındaki kahvede oturup çay kahve içtik. Dönüşte bir taksi bulduk hem de saatli Hasan II’nin camisine kadar 8 drm yazdı 10 dr verdik. 1993 yılında tamamlanan cami 210 metre yüksekliğinde minaresi ile Afrika'nın en büyük dünyanın da 7. büyük camisi olma özelliğini taşıyor. Cami kapalıydı dışından gezdikten sonra kıyı boyunca yürüyerek meşhur Humphrey Bogart ile Ingrid Bergmen’in başrollerini oynadığı Casablanca filminde set olarak kullanılan Rick's Cafe'nin 2004 yılında yapılan imitasyonuna geldik. 15 ile 18.30 arası kapalıymış. Saat 16.30 iki saatimiz var nerdeyse, gidip medinayı gezelim dedik ara sokaklarda interneti olan bir kahve bulduk çay içip internete baktık 17.45 da kalktık biraz dolaşarak yolu uzatarak Rick kafeye gittik, tam 18.30 içerdeyiz kimsecikler yok. Bara oturduk ben Casablanca bira Nihani Mojito ısmarladı bira 60 mojito 80 drm Nihani bir de üstüne Dakiri diye bir şey içti Hemingway hep onu içermiş. Hesap geldi 242 drm servis parası da 22 eklemişler. Biz de bahşiş vermeden çıktık otele geldik. 23 de yattık.
Rick's Cafe'de gezimizin son gecesi.
3 Kasım
Sabah
9 da kahvaltıya indik bolca yedik.10.30 da otelden çıktık. Havaalanına gidecek
tren 11.08 de fiyatı 43 drm. Bilet paralarını da ödeyince elde sadece iki adet
5 drm kaldı onu da paylaştık oldu bitti.
Gece onun içtiği içkiyi ısmarlıyorum dedim. Zaten o da koleksiyonu için sakladığı çil bir 50 dirhemlik kağıt parasını çıkarmış harcamıştık.
3-Essaoura*Marrakech 80 drm 4-Marrakech*Meknes 184 drm
5-Fes*Chefchaouen 60 drm 6-Chefchaouen*Tetuan 60 drm
7-Tetuan*Tanger 20 drm 8-Tanger*Rabat Vılle 101 drm
9-Rabat Ville*Casa Port 37 drm 10-Casa Port*Aeroport Med V 43 drm
Meknes Fes arası taksi ile gidildi 600 drm.
Uçağa binerken gene form
doldurttular bir de para sordular. Yani varsa el koyacaklar. Nihani 1000 dolar
var dedi, dediğine pişman oldu. Neyse bakın biz seyahate çıktığımızda Cezayir'e
girerken 4000 dolar gösterdik deyip kağıdını gösterdi, ben hiç kalmadı dedim atlattım.
Uçak zamanında kalktı ve
22.05 te İstanbul’a indi. Bir viski aldım Dutyfree'den. Jack Daniels beyaz
etiketli 14.5 avro 67.37 tl. Nihani Ankara'ya gideceği için vedalaştık ayrıldık.
İzmir’e saat 23.15'de kalkan uçağa binmek için
kontura söyledim gün değişikliği olduğu için olmaz dedi öbürü promosyonlu
olduğu için olmaz dedi olmadı şimdi ertesi gün saat ikiyi bekliyorum.
4 Kasım sabaha karşı evdeydim.
Hikâyeni evine getirebiliyorsan maceradır.
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)




.jpg)



.jpg)


.jpg)

.jpg)


.jpg)








.jpg)




.jpg)

.jpg)


.jpg)


.jpg)
.jpg)





.jpg)



.jpg)


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


.jpg)




Kamil Abi yazını çok beğendim (adım çok geçtiğinden değil), detaylar fazla olsa da o tarafları gezmeye gidecekler için bu detaylar yararlı olabilir diye düşünüyorum. Çok sayıda gezi blogu yazısı okudum en ayrıntılı bilgiler bu blogda, ne ara nasıl notlar almışsın bana fark ettirmeden.. takdir ediyorum. Selamlar. Nihani
YanıtlaSilTeşekkür ederim Nihani. Bu geziyi sen olmasan yapamazdım. Zaten her şeyi planlayıp hazır etmiştin. Bana da elimi kolumu sallayarak gezme düşmüştü.
Sil